27 Şubat 2012 Pazartesi

Dükkan Vukuatları VOL 1 : Terbiyeli Terbiyesiz

Az önce çok şık giyimli, 60 küsur yaşlarında bir bey girdi dükkana..
Buyrun aramızdaki dialog:



Mösyö- İyi günler hanımefendi, rahatsız ediyorum, bir şey sorabilir miyim?
Ben- Rica ederim, buyrun lütfen..
M- TRT binasının telefonunu öğrenebilir miyim? (Bu arada ben bir enstrüman satıcısıyım) 
B- Bilmiyorum maalesef..
M- Neden siz İzmir'li değil misiniz?
B- İzmirliyim??
M- Bilmeniz gerekir.. Ben doğma büyüme İzmir'liyim.. (O zaman sen niye bilmiyorsun demezler mi adama?)
B- Ben hem doğma büyüme İzmir'liyim hem de babam TRT'de memur ama TRT'nin telefonunu bilmek zorunda değilim..
M- Ama orada musiki CD si satıyorlarmış..
B- Olabilir..
M- Bilmeniz gerekirdi..
B- Bana postanenin telefonunu sorsalar onu da bilmem mi gerekirdi?
M- Doğru, her şeyi bilemem diyorsunuz..
B- Diyorum.. 118'i arayıp öğrenebilirsiniz.. 
M- Doğru yapmıyorsunuz, yardımcı olmanız gerekirdi..
B- Beyefendi, çok lazımsa bakayım..
M- Yok yok ben aldım cevabımı...

Hadi siftahı yaptık :))))
Devamı kesin gelir...

26 Şubat 2012 Pazar

Yapılası D.I.Y.

Çok severek takip ettiğim bloglardan biri.. Sürekli güzel şeyler paylaşıyor ama bunu çok acil yapmam lazım, yapmayı bekleyemedim, sizinle de paylaşmam lazım..
Mutlaka herkesin orası burası lekelenmiş bir elbisesi, t-shirtü vardır..
Hani vardır ya yerleşmiş çıkmayan lekeler..  Sandık lekesi dediğimiz ama sandığımız olmamasına rağmen gelip kıyafetlerimize yerleşen sarı lekeler..
İşte bu tür can sıkıcı durumlara gark olmuş kıyafetler için süper bir çözüm...
Kendi baskınızı kendiniz yapın...
Artık at olur, kuş olur, baykuş olur, yunus olur... İlla bir şablon bulursunuz ve hatta azıcık kabiliyetiniz varsa kendiniz bir şablon çıkarırsınız..
Gerekli tek malzemeyse tercih ettiğiniz renkteki kumaş boyası ve fırça..
Herkese kolay gelsin.. :)


25 Şubat 2012 Cumartesi

Haftanın instagram Anları VOL 20

Buyrun bu haftaki instagram anlarıma..
 Hafta soğuk başladı.. Tükkandaki mini ısıtıcı imdada yetişti.. Başı serin ayakları sıcak tut demişler :)
 Hava çok soğuk olunca Cemik'in bir önceki gece hafiften üşüdüğünü hissettim.. Biz de hemen Doorstepping'in Imet'inin hediyesi termal tulumumuzu giydik, sımsıcacık uyuduk.. Bize de lazım diyenler tıklasın. Şiddetle tavsiye ediyorum.. 
 Neyse efenim.. Şu ara canım sürekli olmadık şeyler çekiyor.. Bu çiğ börekler de anneannemle annemin kıyağı.. Canım çekti dedim, 5 dakikada yaptılar :)
 Bir de turşu.. Bu turşu da aynı Çeşme'deki Şen Turşucu'nun turşusu.. Ben çok seviyorum.. Kayınpeder keşfetti.. O olmasa bu lezzetten mahrum kalacaktık.. Biz her gidişte alıyoruz.. Yine bir kavanozun dibini daha gördüm.. Suyu dahil içiyorum.. İ-na-nıl-maz lezzetli.. Şen Turşucu'yu bilenler beni anlıyordur :) Almak isteyen Bostanlı'daki Peynirci Mustafa'ya gitsin.. Bu kıyağımı da unutmayın hee..
 Bu da bizim tükkanın oradaki tuvalet.. Sadece bayanlara özel, iki katlı, pırıl pırıl bir tuvalet..
Burayı tarif etmek istemiyorum çünkü şu anki tenhalığını ve temizliğini korumasını arzuluyorum :)
Ama tabelayı yazdıran mıdır, yoksa yazan mıdır bilinmez bir "sen, siz karmaşası" yaşamış..  :)
Ayyyy bu da şu postumda bahsettiğim donmuş bamyalarımdan yaptığım lezzet şölenim.. Dün gece tadı damağımda kala kala yedim.. Keşke daha fazla yapsaymışım :( 
.
.
İşte bir hafta daha böylece gelmiş geçmiş..
Herkese iyi hafta sonları...

24 Şubat 2012 Cuma

Benim bir hobim var.. Evet dünyalı biz dostuz.. -Amatör Radyo/Telsiz- VOL 2

Daha önce de bahsetmiştim azıcık ucundan bu hobimin.. Hatırlamak isteyenler buraya tıklasın.. 
O postta her görüşmeden sonra birbirimize QSL kart dediğimiz kartlar gönderiyoruz demiştim..
Yine bir kart değiş tokuşu zamanı şu ara.. 
Kartlar birikti.. Görev zamanı...
 Bu bizim şu an kullandığımız QSL kartımız.. İkimize ve ortak çağrı işaretimize ayrı ayrı kart bastırmaktansa ortak bir kart bastırdık.. 
Bu kartlara o kişiyle görüşmemiz hakkında bilgileri yazıp yolluyoruz.. 
Tarih, saat, frekans, mod ve rapor bilgileri yazılıyor..
 Bunlar da benim cevaplamam gereken QSL kartlar..
Başka bir postta favori kartlarımı göstereceğim.. Çok yaratıcı olanları var.
Aynı zamanda çok büyük bir koleksiyon malzemesi olduğundan da bahsetmiştim.. 
 Not kısmına her görüşmeye özel notlar yazmak isterdik ama kart çok olunca insanın eli yoruluyor.. Zaten bir süre sonra da yazım doktor yazısını aratmaz oluyor.. Ben "Best 73's" yazmayı tercih ediyoruz.. 73 bizde kısaca selamlar demek.. Yani telsiz jargonunda kimse kimseye selamlar demez.. Bunun yerine 73 diyoruz..
Daha bunun gibi onlarca kısaltmamız var.. Bu kısaltmalara da Q kodları diyoruz.. QSL de bir kısaltma yani..
Açılımı: Anlaşıldı, onaylandı.. Aynı zamanda soru işaretiyle tonlarsanız "Anlaşıldı mı? Onaylandı mı?" olarak da kullanılıyor..
 Yazılan ve yazılmayı bekleyen kartlar.. 
TA3YE benim.. TA Türkiye'nin A sınıfı amatörlerine verilen ön ek, 3 İzmir'in içinde bulunduğu bölgenin kodu, Y bayanlara verilen son ekin başı, E de ELFony'nin E si ;) 
Bunlar da Kocci'nin yazdıklarının bir kısmı.. Daha doğrusu o yazmaya üşendiği için sticker basıyor.. 
Bilgisayara zaten girdiği için bu kartları, teker teker elle yazmak yerine kartlara raporun yazdığı stickerları yapıştırıyor..
 Bunlar da yazılmış...
 Ve yazılmayı bekleyen diğer kartların sadece bir kısmı..
Evin her yerinden kart çıkıyor şu ara..
 Bu da Kocci'nin yeni cicisi....
"Verified by TA3GO" yazıyor.. Kıskandım.. Ben de yaptıracağım.. :) 
Yok yaa.. Ben elle yazmaya devam ederim.. :)
Herkese 73 ler !

21 Şubat 2012 Salı

Portakal Yaprağı Mucizesi

Eminim bir çok kadın kabızlık sorunu yaşıyordur.. :)
Gerçi bu durumu kadın erkek olarak genellemek doğru değil ama kadınlarda galiba bu durum daha çok görülüyor..
En azından ben bu sorundan muzdarip çok kadın tanıdım.. 
Özellikle sinameki başta olmak üzere, ot çayları maalesef bağırsaklarda tembelliğe sebep olabiliyor..
Onları sürekli olarak kullanmak gerekiyor.. Bırakınca da başladığınız yere, hatta bazen daha beter bir şekilde geri dönüyorsunuz.. 
.
Ben de bildiğiniz kabız bir insanım :) Kendimi bildim bileli bu sıkıntıyı çekiyorum.. Daha doğrusu çekiyordum.. 
Ta ki bir kaç sene önce bir gazetenin "şifalı bitkiler" ekindeki bilgiye rastlayana kadar..
Tarifimiz Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'na ait..

Portakal Yaprağı Çayı
Portakal yaprakları mutlaka taze olarak kullanılmalıymış.. Çünkü ancak taze olan portakal yapraklarında bulunan bazı etkin maddeler (merak edenler için bu maddeler hidroksiprolin ve luteolin beta rutinosit) sindirim sisteminin perisaltik hareketlerini uyararak kabızlığın ortadan kalkmasına yardımcı olurlarmış..  
Bu mini bilimsel bilgiden sonra tarife geçiyorum :)

Bir bardak suyun içinde 7-8 yaprak taze portakal yaprağını kaynatıyoruz.. Kaynayınca 10-12 dakika kısık ateşte tutmaya devam ediyoruz.. Yani demleme usulü olmayacak..
Kahvaltıdan en az bir saat sonra ılık olarak içiyoruz.. 
Bunu 4 sabah tekrarlıyoruz.. 4. sabah içtiğimiz portakal yaprağı çayımız sayesinde her şey çok çok daha güzel oluyor.. :)
Ve bu çayın en güzel yanı da sürekli tekrarlama ihtiyacı duymuyor olmanız.. Yani 4. günün sonunda uzun süre bir şikayetiniz kalmıyor.. Tekrar ihtiyaç halinde de 4 günlük kür tekrarlanabiliyor..
.
.
Herkese sağlıklı günler...

Fotokaynak

20 Şubat 2012 Pazartesi

InstaCemik VOL 5

instagram'la zaman tünelinde ilerlemeye devam ediyoruz..
Bu postla birlikte Cemik bir yaşında kadar instagramda neler yapmış hatırlamış oldum :)
28 Kasım 2011 Cemik 9 Ay 26 Günlük
Canafor beresiyle..
9 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 7 Günlük
Baykuş beresiyle...
14 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 12 Günlük
Cemik ve kankaları..
 17 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 15 Günlük
Cemik uyku saatinden önce uykuya dalmıştı.. 
 18 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 16 Günlük
Benyo keyfi..
 20 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 18 Günlük
Hande Teyzelere misafirliğe gitmiştik..
 24 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 22 Günlük
Benyo saatinde Cemik'e babası tarafından sansür uygulanırken :)
 28 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 26 Günlük
Cemik hasta olmuştu.. Aksiliğimizin sebebi bu.. 
 30 Aralık 2011 Cemik 10 Ay 28 Günlük
Cemik bahçe keyfinde..
 6 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 4 Günlük
Yağmurlu bir günde Cemik yağmurluğuyla.. Ama bahçe aletleriyle oynamasına izin vermeyince kızmıştı bana :) 
 9 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 7 Günlük
Yine bir benyo keyfi zamanı ve bana da 15 dakika kitap okumak için mola..
 10 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 8 Günlük
Cemik ve azmi :)
 13 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 11 Günlük
Cemik ve kankaları..
 16 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 14 Günlük
 16 Ocak 2012 Cemik 11 Ay 14 Günlük
02 Şubat 2012 Cemik 1 yaşında
Sembolik doğum günü partimizden bir kare..
.
.
İşte bir sene böyle geçmiş.. 
Devamı seneye artık ;)

18 Şubat 2012 Cumartesi

Haftanın insatgram Anları VOL 19

Buyrun bu haftaki instagram anlarıma..
 Geçen hafta Cemik'in doğum günü için son hazırlıkları tamamlamıştım.. Ve son hazırlıklar için de kırtasiyeye sadece el işi kağıdı almaya gitmiştim.. Bir çoğumuz gibi sadece almam gerekenle kalamadım :) 
 Bardaklar renklenmiş..
 Ve ruh bulmuşlar :)))
 Doorstepping de bizimleydi doğum günü partimizde.. Instagram'da paylaşmış bu fotoğrafı.. Ben de günün telaşında bir tek fotoğraf bile çekemediğim için onun paylaşımını çaldım :))
 Yaşımızı tebrik eden arkadaşlara topluca teşekkür etmek istedim ama olmadı.. Daha önce de olmuyordu da.. Yapanlar vardı ama.. İsyan ettim ben neden yapamıyorum diye.. Meğer yoruma eklenemiyormuş o kadar kişi.. En başta resmi paylaşırken başlık gibi yazarsak oluyormuş.. 
 Bu da telefonun İzmir için haftalık hava durumu tahmini.. Ne ararsanız var :)
Bu geçen sene yarım bıraktığım masa örtüsü.. Tekrar tezgaha çıkardım.. Bitireyim de bu baharda kullanayım diyorum ;)
.
.
Herkese iyi hafta sonları...

17 Şubat 2012 Cuma

Cemik ve Uyku Düzeni

Sürekli bu konuyla ilgili mail alıp duruyorum.. Bugüne kadar yazmamıştım çünkü ben bu konuda uzman ya da bilir kişi değilim.. Birçoğunuza yöntemim belki yanlış bile gelebilir.. Ben yardımı dokunabilecek arkadaşlar olduğunu bildiğim için yazıyorum.. ;)
En güzeli baştan başlamak..
Cemik'in bugünkü uyku düzenini anneme borçluyum.. Bunu söyleyerek başlamam lazım.. Tabi ki hamileliğimde birçok kitap da okumuştum.. Ayrıca Zehru'mun da deneyimlerinden çok yararlandım. Bilgi kolajı uyguladım da diyebiliriz..
Cemik doğduğunda annemin bana birkaç tavsiyesi oldu.. Dedi ki:
"Benden sana tavsiye.. Sabahları Cemik erken uyandığında onu tekrar uyutmaya çalışma. Gece uykusu saatinden sonra da odasından dışarıya çıkarma"
Bunların sebepleriyse şöyle..
Sabah erken uyanan bebeği tekrar uyutmamanın mantığı çok basit.. Gece ve gündüzü daha çabuk öğrenmesi.. Erken kalkıp, erken yatacak olması..
Biz Cemik'i doğduğundan beri -ekstra durumlar hariç- her gün yıkadık ve yıkamaya devam ediyoruz.. 
Göbeği 7 günlükken düşmüştü.. O günden beri her gün yıkanıyor.. Banyo saatini -bizim deyimimizle benyo saati- uyku saatinden hemen önceye denk getirdik.. Böylece her akşam banyoda rahatlayan bebek uykuya çok daha rahat geçebiliyor.. Bir süre sonra da banyodan sonra uyku saarinin geldiğini öğrenmiş oluyor, Pavlov'un köpeğinin hikayesi de diyebiliriz ;) (Gerçi bizim ilk 2 ayımız için söyleyemiyorum bunları malesef, malum pilor stenozu rahatsızlığından bahsetmiştim)
Banyodan sonra Cemik'i emzirip beşiğine bırakıyordum.. Ninni de söyledim, saatlerce beşiğinde de salladım.. Ama pes edip odadan dışarıya çıkarmadım.. (ilk iki ay maalesef çıkartıyorduk çünkü bizde hiç uyku yoktu.. Zavallım doyamadığı için uyuyamıyordu, ağlıyordu, sürekli kusuyordu.. Ama yine de salonun ışığını kapalı tutuyorduk) Gece uykusu saatlerinde ışık görmeyen bebek o saatlerde uyuması gerektiğini, oyun oynama saati olmadığını daha çabuk öğreniyor..
Zaten en zoru ilk üç ay..
İlk üç ay Cemik'i ağlatmadım (yine de arada gıkladığında hemen koşturmuyordum, genelde tekrar uykuya dalıyordu).. Artık bunu herkes biliyordur, ilk üç ay bebek kendi kendini avutamıyor ve annesine ihtiyaç duyuyor.. Bu noktada da her ağladığında emzirmemek kilit nokta.. Ninni söyleyerek, kucakta sallayarak ya da emzikle avutmaya çalışın.. Ağladığında meme verdiğiniz bebek memeye alışır ve sadece keyfi için meme ister ve hatta inatlaşır.. Bebekler anne babasını kullanmayı çok iyi bilir.. Biraz katı olmak her zaman iyidir..
İlk üç aya kadar şanslı anne babaların bebekleri çoktan uyku rutinini bulmuş olabilir.. Ama biz şanssız olanlar için tavsiyelerim devam ediyor :)
Üç-dört aylık bebek demek annesini babasını tanıyan ve sömürmeye planlanmış bebek demektir :) Her gece yıkamaya ve odadan çıkarmamaya devam.. Ben resmen yatak odasında yaşıyordum.. Akşam yemeklerinde Kocci'nin yatağa yemek getirip ağzıma sokuşturduğu çok olmuştur.. Neyse.. Devam ediyorum..Memede uyutmaya alıştırmamak zaten baş kural.. Emerken uyuyakaldığı zamanlar için yapacak bir şey yok, sefası olsun ;)
Bu noktada bebeğin altının temiz, karnının tok olduğundan eminseniz ama yine de bebek uykuya dalmak için illa sizi istiyorsa biraz ağlatmanın zamanı gelmiş demektir.. Ben banyodan sonra emzirip yatağına bırakıyordum, biraz ağlamasına izin veriyordum.. Birkaç günde ağlaya ağlaya yorulup kendi kendine uykuya dalmayı becerir olmuştu.. Hatta şarkı söyleyerek uyumaları da başlamıştı ki o dünyanın en güzel sesi oluyor o dönem sizin için.. :) O günlerde tutarlılık çok önemli.. Benim en büyük destekçim Kocci'm ve annemken maalesef başta anneannem olmak üzere kayınvalidem de hiç destek olmadı.. Sürekli "ama çok ağlıyor, kıyamadım ben ona" sözlerine maruz kalıyorsunuz ve bir yerden sonra pes ediyorsunuz.. Onlar gidip "sizin için zor olan (!)" uyutma işini yapıveriyorlar.. Onlar için ağlamasına aldırış etmeyen bir anne oluyorsunuz.. Halbuki o iş öyle değil.. Bu dünyada bebeğinizi sizden fazla kimse sevemez ve iyiliğini başka kimse sizin kadar düşünemez.. Tabi ki bebeğinizi siz de uyutabilirsiniz ama mesele zaten uyutmak değil, bir eğitim vermek.. Ve ben onlara derdimi anlatana kadar o kadar çok uykusuz geceye maruz kaldım ki.. Artık durup durup ağladığım oluyordu.. Bu yüzden bebeğinize uyku eğitimi vermeye karar verdiğinizde birkaç hafta misafir kabul etmemeye çalışın.. Ya da önce herkesi ikna edin.. Aslında size destek olması gerekenler onlar.. Bunu anlamalarını sağlayın..
Bebek ne kadar küçükken bu eğitimi verirseniz o kadar iyi.. Büyüyünce çok daha inatçı oluyorlar..
Cemik kendi kendine uyumayı 4,5-5 aylıkken öğrenmişti.. Ondan önce de kendi kendine uyuduğu oluyordu ama huysuzluk yaptığı günler daha fazlaydı.. Tam bu dönemde yazlığa, anneannemin yanına gittik.. Bir anda şımaran Cemik tekrar geceleri kendi kendine uyumaz oldu.. Uyusa bile saat 22:00 dedin mi uyanıyordu.. O saate acıkmasının imkanı yok.. Uyku saati 20:00.. Uyumadan hemen önce emziriyordum.. 5,5 aylıkken pirinç muhallebisi vermeye başladım akşam yemeği olarak.. O da fayda etmedi.. Sebebi çok basit.. Karnı zaten toktu.. Tek yaptığı şımarıklıktı.. Eh malumunuz yufka yürek anneannem yüzünden ağlatamıyordum da..
Neyse efenim... Cemik 6 aylıkken eve döndük.. Döndüğümüzün ertesi günü ağlatmaya karar vermiştim çünkü her gece 4-5 kere uyanmaktan fenalık gelmişti..
Akşam banyosundan sonra güzelce emzirdim.. 
Uyku oyuncağını eline verdim, ışıklı müzik kutusunu açtım, öptüm ve çıktım.. Sorunsuz uyudu.. Buraya kadar sorun yok zaten.. Ama iki saat sonra telsizden ağlama sesleri duyuldu..
İşte bu noktada neden bu işi bebek minikken yapmamız gerektiğini anladım.. Cemik çok erken ayaklanmış bir bebek.. 6 aylıkken hem dört nala emekliyordu hem de tutunarak kalkabiliyordu.. Dolayısıyla ağlamaya bıraktığım Cemik bir King Kong edasıyla hem bağırıyor hem de yatağının parmaklıklarını sarsıyordu..
5-10-15-20 tekniğini uyguladım..
5 dakika ağlattıktan sonra odaya girdim, su verdim, avutmaya çalışıp çıktım odadan.. Odada geçirdiğiniz vakit sadece 1 dakika olabilir.. Fazlası yasak..
Ama avunmayan Cemik daha beter cozutup bağırıp çağırmaya başladı.. Bu sefer 10 dakika beklememiz gerekiyordu.. Sesi yüreğimi dağladı.. Hatta göz yaşlarımı zor tuttum.. Kocci destek olmasa yapamazdım..
10 dakikanın sonunda 1 dakikalığına daha içeri girmeye hak kazandım.. Girdim, kucağıma aldım (aslında kucağa almak tavsiye edilmiyor ama ben almıştım kucağıma) 1 dakika ninni söyledim, yavaşça bırakıp çıktım.. 15 dakika ağlatma sırası gelmişti.. Ama sadece 5 dakika ağlayan Cemik uykuya daldı..
O nasıl bir mutluluk anlatamam..
Yatmadan önce odasına girip emzirdim ve ne oldu biliyor musunu? Sabaha kadar 4-5 kere uyanan Cemik sadece bir kere uyandı ve onda da tekrar kendi kendine uykuya daldı.. Hem de 5 dakika dolmadan..
Eğer uyumasaydı 5-10-15-20 tekniğini tekrar tekrar uygulamam gerekecekti..
Ertesi gün tekrar ağlatmama gerek kalmadı.. Cemik durumu hemen kabullendi.. Gece uyandığında 5 dakikaya kalmadan tekrar dalıyordu.. Bu ağlatma seansları genelde maksimum 1 hafta 10 gün sürüyormuş.. Ama ben daha o kadar uzun sürenini duymadım..
Unutmadan söylemem gereken bir şey daha var.. Bebeğinizi ne kadar erken kendi odasında yatırırsanız o kadar çabuk alışır deliksiz gece uykusuna..
Biz eve dönene kadar mecburen Cemik'le aynı odada yatıyorduk.. Park yatakta yattığı için uyanınca beni görüyordu ve kendi kendine uyumak yerine avutulmayı tercih ediyordu.. Zaten görmese bile hissediyorlar.. Minik canaforlar.. :)
Gece 12 emzirmesini de 8 aylıkken bıraktım.. Bebeğinizin uyku terbiyesini daha erken verebildiyseniz 6 aylıkken de kesebilirsiniz gece 12 emzirmesini.. Yani Cemik 8 aylık olduğundan beri 19:30 da yatağa giriyor, 20:00 de kendi kendine uyumuş oluyor.. Sabahları da 7:30-8:00 gibi uyanıyor.. Uyanınca ağlamıyor, 8:30 a kadar oyalanıyor.. 8:30 dan önce yataktan almıyorum.. Dolayısıyla biz de uykuya doymuş oluyoruz.. :)
Gündüz uykularınaysa Cemik 5,5 aylık kadarken kendi kendine karar verdi.. Daha önce de gündüz uykusuna yatıyordu ama saatleri değişiyordu sürekli.. 5,5 aylıktan beri sabahları 11-13:00 arası ve akşam üstleri 16:00-17:30 arası uyuyor..
Yemek saati 18:30, yatak saati de 19:30 en geç 19:45..
Aralardaki uykularına da gece yatırır gibi alıştırdım.. Öpüp yatağına bırakıyorum ve odadan çıkıyorum.. Oyalanıp uyuyakalıyor.. Şimdilerde akşam üstü uykusunu uyumadığı oluyor.. Yine de yatağından almıyorum, en azından dinlenmiş oluyor.. Dinlenmediğinde akşamları huysuzlaşabiliyor.. 15 aylık olduğunda günde bir kere daha uzun uykuya geçeceğiz.. Zaten aslında buna biz değil bebekler karar veriyor.. Hissettiriyorlar doğru zamanı..
Bir de bebeğin yatakta sadece uyunduğunu bilmesi de önemli.. Yani yatağında oyun oynatmayın.. Bu sefer, uyuyacak mıydım? yoksa oyun mu oynayacaktım? diye kafaları karışabilir.. 
Son olarak sözüme şu şekilde son vermek istiyorum: "Ağlatmaya karşıyım" diyen anne babalar, bence siz şanslı kesimsiniz.. Her gece 4-5 kere kalkıp en az yarım saat bebek uyutmaya çalışmamışsınızdır.. Aylarca uykusuz kalmak ne demek bilmiyorsunuzdur.. O yüzden yargılamadan önce kendinizi bizim yerimize koyun.. 
Ve uzaktan bakınca çok disiplinli duruyor olabiliriz ama unutmayın ki Cemik çok mutlu bir bebek.. Ben buna disiplin yerine düzen ve günlük rutin demeyi tercih ediyorum.. Yanlış bir şey yapıyor olsaydım Cemik bu kadar huzurlu olmak yerinde huysuz bir bebek olurdu.. 
.
.
Yeni anne babalara buradan sabır ve şans diliyorum :)

15 Şubat 2012 Çarşamba

Temamız: Canafor, Görevimiz: Temaya Uygun Bardak

Eveeetttt...
Cemik'in doğum günü postunda canafor bardaklarımızı görmüşsünüzdür..
Doğum günü temamız canafordu -canavar yani :)- ama gelin görün ki bu temaya uygun parti malzemesi bulmak pek mümkün olmadı..
En azından bi bardak bulayım bir yerlerden demiştim.. Bulamadım..
Sonra dedim ki "ben de kendim yaparım arkadaş!"
Ben aslında bu canafor suratlarını internette canavar teması araştırırken görmüştüm ama bardak olarak değildi.. Sonradan bu suratları bardaklarıma uyarlamaya karar verdim.. Eh biraz da yorumladım tabi :)
Kartondan mı yapsam el işi kağıdından mı derken, el işi kağıdında karar kıldım.. Çünkü yapıştırması daha kolay.. Karton kalın olduğu için bant tutmayabilirdi.. 
Ben huni gibi olan bardaklarımı kullandığım için üst resimdeki gibi bir şablon çıkardım önce.. Düz bardak kullanacaksanız düz dikdörtgen olacaktır bu şablon..
Sonra şablonun kenarlarından çizerek el işi kağıdına keseceğim şekli çıkardım.. 
Dikkatlice kestim..
Bu arada önceden bardaklarımı da hazırlamıştım... Yıkanması gerekiyorsa önceden yıkayın çünkü kağıtları yapıştırdıktan sonra bu pek mümkün olmayabilir :)
Daha sonra fotoğraftaki gibi bantladım bardağa.. Diğer ucunu da el işi kağıdının üstüne binecek şekilde getirip bantladım..
Bardaklarınızı renklendirirken diğer bardaklarla hizaladığınızdan emin olun.. 
Sonra bütün kağıtları kestim.. :) Renkleri keyfime göre seçtim..
Bardaklarımı renklendirmiş oldum :)
En zevkli kısım da suratları yapmaktı.. Gözler, ağızlar, diller... Hepsi el işi kağıdından.. Onları da stick yapıştırıcıyla yapıştırdım.. 

İşte neticelerimiz.. :) Bu işte sınır yok.. Aklınıza gelen her şeyi kendiniz yapabilirsiniz.. Üstelik de hazır satılan karton bardaklardan hem daha dayanıklı, hem daha sağlıklı hem de daha hesaplı ;) Kullandığım kağıtları 1 tl ye aldım.. Yapıştırıcı da herkesin evinde zaten vardır ;)
Herkese kolay gelsin..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ibibikler

10 Kasım (2) 118 (1) 19 Mayıs (1) 2012 (1) 2013 (1) 23 Nisan (1) Abur Cubur (1) Adım Adım Paris (15) ağaç (1) aile (1) Alaçatı (1) Alış-Veriş (1) Alsancak (1) Amatör Radio (4) Ameliyat (1) Amsterdam (1) Amsterdam Gezisi (1) Anı (1) Anne (2) Anneannem (1) Anneler Günü (2) Anten (1) Asburger (1) Askeri Müze (1) Atatürk (4) Ayakkabılık (2) Baba (1) Baby Shower (1) Bağlama (1) Bahçe (11) balık (1) Barbie (1) Bastille (1) Bayram (6) Bebek (8) Bebek şekeri (2) Bere (1) best seller (1) beyne format (1) biberon (1) biberon kurutma (1) Bilmece (1) Bir Nevi Gastronomi Gezisi (1) Biri ADSL (1) Bit Pazarı (1) Biten kitap (1) Bitki (1) blogger kota (1) boyamak (1) Böcek (1) BTT (1) Bulb (2) Bumerang (1) cağ (1) Canavar (2) canon (2) Cem (18) Cemik (41) Cemik Ve Hayatın Zorlukları (2) Chatelet (1) Châtelet (1) Contest (2) cüzdan (1) çağ (1) Çamur (1) çanta (2) Çekiliş (10) Çekiliş Sonucu (3) Çeşme (12) Çeviri (1) Çeviri hataları (1) Çiçek (3) Çiğ Börek (1) çikolata (1) Çocuk (6) çocuk zaptetmek (1) Çocukluk (6) Dekor (9) Denedim (1) Deprem (1) DIY (7) Dikiş (2) Dilek (1) Dinozor (1) Diş (1) Diş Buğdayı (3) Diş Kurabiyesi (1) Diş pastası (1) Diş Sağlığı (1) Diyet (1) Doğal Yaşam (15) Doğumgünü (13) Doğumgünü Teması (5) Dolandırıcılık (1) Dolunay (1) Dost (6) Dükkan Vukuatları (1) Dünya Tiyatrolar Günü (1) E-Bay (1) Ecey (6) Ecey ve hayatın zorlukları (1) Eiffel kulesi (1) Ekmek (1) El Ayak Ağız Senromu (1) El emeği (13) El işi (16) el yapımı (3) Elfony Mutfakta (2) Elmo (1) emdr (1) en son ben duyarım zaten (1) Enstruman (1) escargot (1) Eskici Elfony (3) Esnaf Lokantası (1) eşeğimi kaybedip buldum (1) etamin (1) ev işi (1) Ev Yemeği (1) Evlilik Yıl Dönümü (1) fast food (1) Festival (1) Flypgs (1) fotoğraf çekimi (1) fox (1) Gare de Lyon (1) Gezi (10) Gıda Çarşısı (1) Gidelim Gömelim (19) Giritli (2) Gitar (1) gülgün sharafat (1) Günaydın (1) Günlük (4) hafta özeti (69) Ham Radio (1) Hamilelik (2) Hastalık (4) Hatıra (22) Havale (2) Hayal (1) hayatın zorlukları (1) Hayvanlar alemi (2) Hediye (9) Hekimköy (21) hhandesign (1) Hıdrellez (1) hikaye (1) Hobi (4) Huzur (1) ıldırı (1) içeride çocuk var (1) içimdeki çocuk (1) ikbush (3) ilaç (1) ilk adımlar (1) ilkler (1) instagram (73) istanbul üniversitesi (1) isyan (3) İştahsızlık (1) iyi ki saklamışlar (4) izmir (2) Kabak (1) kabızlık (1) Kabus (1) Kadın (1) Kadınlar Günü (1) Kağıt Çiçek (1) Kağıt Ponpon (2) Kanaviçe (2) kar (2) Karatahta (2) kardeş (2) Karşıyaka (2) kaynar (1) Kebap (4) Kedi (2) Kek (2) Keman (1) kış (2) Kız (2) Kilo vermek (1) kitap (4) Kocci (7) kuaför (1) Kukla (1) Kurabiye (3) Kusmak (1) Kuytu Restaurant (1) kuzen (1) Kuzenler (1) Lal (1) Lale (1) Lazımlık (1) Le Vieux Belleville (1) liman restaurant (1) loğusa (1) Lokanta (3) Louvre (1) Mahfel (1) Mangal (2) Marmelat (1) Masal (1) Mendil Bebek (1) Meyve (1) Midye (2) Mikrodalga (1) Mizithropides (1) Moda (2) Mum (1) Mutfak (12) Müze (2) Nar (1) Naz (2) Notre Dame (1) Oje (1) Oklava Modeli (1) organik (2) Ot Festivali (1) Oyun (2) Oyuncak (3) Öğretmenler Günü (1) Öğretmenlik (1) Örgü (4) Örgü Modeli (1) Özel Gün (2) Özür (1) Pamuk Helva (1) panjur (1) Paris (13) Paris Gezisi (12) Parti (2) pasta (2) Patlamış Mısır (1) Pegasus Hava Yolları (1) Pelur Kağıt (1) Pembe (2) pembe panjurlu ev (1) Pigale (1) Pilor Stenozu (1) pinterest (1) Pisuar (1) Piyano (1) Pizza (1) Portatif (1) Pratik Tarifler (3) psikolojik tedavi (1) Rakı Balık (1) Ravioli (2) renk (1) Renkler (1) Restoran (10) Rezalet (1) roman (1) Sacre Coeur (1) saç traşı (1) Sağlık (1) Saklamak (2) Salgın (1) salyangoz (1) Seramik (1) Sevgililer Günü (1) Silinen Fotoğrafın Kurtarılması (1) soğuk (1) sosyal sorumluluk (1) Spor (1) Sugato (2) Süleymancık (1) Süt (1) Süt Aknesi (1) Şeker Bayramı (1) Şifa (2) şişe kesmek (1) TA3GO (2) TA3YE (3) tatlı (1) Tavuk suyu (1) TC3EC (3) tedavi (1) Terör (1) tığ (1) Tiyatro (2) Topiary (1) Topuklu (1) Torbalı (1) Tuvalet (3) Tuvalet Eğitimi (2) Unlu Mamul (1) Urla (2) Usta (1) uyku (2) uyku arkadaşı (1) Uyku Düzeni (3) uyku eğitimi (2) uyku rutini (1) Vazgeçemediklerim (1) Vefaat (1) Venedik Pizza (1) Veri Kurtarma (1) video (2) Vine (1) Wurst (1) yağmur (1) Yalan (1) yardım (2) yasak (1) Yaş günü hazırlığı (1) yaz (1) Yaz Yemeği (1) yazlık kışlık (1) Yemek (40) Yeniden Başlıyorum (1) Yeniyıl (7) Yılbaşı (7) Yılmaz İpek Saz Sarayı (1) Yoğurt (1) Zafer (1) Zeytin (3)