22 Ocak 2016 Cuma

Bir Gün Daha Güneş Açtı

Bazen kendime bir saniye veriyorum..
Kapatıyorum gözlerimi..
Kapalı gözlerimden iki damla yaş süzülüyor.. Burnumun direği sızlıyor yine.. Kalbimde ve başımın sağ arka kısmına doğru bir yanma hissi.. Bir kavrulma hissi..
Sonra açıyorum gözlerimi, ama bir şey göremiyorum.. Br şey göremediğimi çok sonra fark ediyorum.. Çünkü o sırada yüreğim kapalı.. Kapkara.. Bulutlu..
Kulağımda kızımın sesi.. Artık adını bile söylerken içimden, dudaklarım titriyor.. Özlem var.. Zaten galiba en çok özlem var.. Acı daha az.. Özlem daha çok.. Alışmışlık da var, kabullenmişlik de ama haksızlığa uğramışlık hissi insanın canını yakıyor..
Hiç kendimi suçlamadım ama insanın bir yanı hep soruyor.. Bunu yaşamayı hak edecek ne yaptım? Hiç.. Peki bir anne, bir baba evladının acısını yaşayacak kadar ne yapabilir? Benim kötü yanım bunu hayal bile edemez.. Derler ya "düşmanımın bile başına gelsin istemem" tam da öyle..
.
Bazen bir dakika veriyorum kendine.. Kapatıyorum gözlerimi..
Ece yanımda.. Cem yanımda.. Deniz yanımda.. Ne mutlu bana..
Hiç hayalim olmuş olmasa da üç çocuklu bir anne..
Sonra açıyorum gözlerimi.. Bir tarafım eksik.. Oğullarım yanımda, kızım eksik..
Sırtımı dayayacağım dağlarım varmış ama yağmur yağsa altına sığınabileceğim bir saçak altı yokmuş gibi bir his.
.
Hayat ne acayip diyorum.. Üç doğum yaptım, iki evladım var..
Aslında üç var.. Üçü de var..
Neydi o şarkı..
Orada bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür..
Ben de göremiyorum kızımı ama bu kızımın varlığını yok saymaz ki..
Bir yerlerde kızım var.. Ben onu göremesem de, sarılamasam da, koklayamasam da o hep benim kızım olarak kalacak...
Ve evet, soran olduğunda yine ben göğsümü gere gere benim üç evladım var diyeceğim..
Ben tam üç doğum yaptım ve benim birbirinden güzel üç evladım var..
Bir Cem'im, bir Deniz'im, bir de Deniz'in ablası Ece'm var diyeceğim..
İkisi yanımda, biri hep içimde..
Oğullarım arkamı yaslanacağım dağlar, kızım da en yağmurlu günde bile sığınacağım saçak altım..
Beni yağmurdan koruyacak, ama saçaktan süzülen yağmurun tadını çıkartmamı sağlayacak..
.
Şimdi bir daha kapatıyorum gözlerimi..
İki damla göz yaşı daha dökülüyor gözlerimden..
Açıyorum.. Yağmur geçmiş, güneş açmış..
Görüyorum..
Havayı kokluyorum.. Kızım gibi..
Bugün yine güneşimi açtırdığı için tüm ruhumla sarılıyorum..
.
Özlüyorum...

2 Haziran 2015 Salı

Dino Ve Uyku Arkadaşı


Her bebeğin bir uyku arkadaşı olmalı..
Cemik ve Ece'nin de vardı.
Dı değil tabii.. Cemik'inki hala yatağının köşesinde duruyor.. Artık onunla uyumayı tercih etmiyor ama 4 senenin alışkanlığıyla her yatak toplamada yatağın üzerindeki yerini alıyor :)
.
Dino'nun da var tabi ki bir uyku arkadaşı.. 
Henüz alışma turlarındalar, zaten Dino da daha yeni yeni bir şeyler tutmaya başladı.
Biraz daha büyüdüğünde uyumadan önce uyku arkadaşına şarkılar söyleyecek, onunla sohbet ede ede uyuyacak :)

Ben eBay'de tesadüfen denk gelince çok beğenip almıştım. Markası Mamas&Papas diye bir marka. 
Burada da satışı var.. Ben çok beğenerek aldım, bakalım Dino da benim kadar sevecek mi?
Bu uyku oyuncağı hep Dino'nun yatağında.. Onunla oyun oynamayacak, sadece uyuyacak..
Böylece uyku arkadaşı yanına geldiğinde uyku saatinin geldiğini de anlayabilecek..

.
Aslında çocuklarımın uyku arkadaşlarını kendilerinin seçmelerini çok isterdim..
Ama henüz seçim yapacak kadar büyük olmadıkları için annelerinin zevkine güvenmek durumundalar :) 
.
Cemik doğmadan önce çok bakınmıştım internetten güzel bir uyku arkadaşı bulabilmek için ama o zamanlar daha Türkiye'de kolay bulunmuyordu.


Ben fellik fellik aranırken Kipa'yı Tesko'nun satın almasıyla F&F geldi ve ilk uyku oyuncağını orada buldum.. Çok da sempatik. 

Şimdilerde çeşit çeşit var.. İnsan seçmekte zorlanıyor :)

Dedim ya.. 
Çok isterdim çocuklarım uyku arkadaşlarını kendileri seçsin ama bir süre anne zevkine mahkumlar.. :))))
.
.
Herkese kesintisiz huphuzurlu uykular dileriz..


17 Mayıs 2015 Pazar

Bebeğim Nefes Alıyor mu?


Ben rahat bir anneyimdir.. 
Bırakırım çocuğum koşsun, tırmansın, hoplasın zıplasın.. Elbette önlem alırım ama ufak tefek düşüp kalkmasına da izin veririm, öğrensin nasıl düşülür, nasıl kalkılır..

Bebekliklerinde de rahattım çocuklarımın hep.. Gece kalkıp kalkıp nefeslerini kontrol etmezdim.. Hep Allah'a emanet eder, öyle gönlüm ferah girerdim yatağıma.. 
Yanlış anlaşılmasın öyle çok kaderci de değilimdir.. Alınması gereken bütün önlemleri alırım.. Yan yatırmaksa yan yatırmak, ince giydirmekse ince giydirmek, yatağında yastık bulundurmamak, odasının çok sıcak olmasına izin vermemek vs vs.. Eğer bir hastalık vesaire de yoksa, gece ben de onlarla birlikte bebek gibi uyurum.. Zaten odalarında telsiz de vardır, gık deseler duyarım..

Deniz için de rahat olmaya çalışıyorum.. Bebeklerin, annelerinin huzursuzluklarını nasıl hissedebildiklerini çok iyi biliyorum.. O yüzden huzurlu büyüsün istiyorum.. Kötüyü düşünmemeye çalışıyorum, kendimi rahatlatmaya uğraşıyorum..

Ama bir yere kadar oluyor..
Özellikle Dino ilk doğduğunda durup durup çocuğun nefesini kontrol ediyordum. Minik bebek tabii, özellikle ilk haftalarda sürekli uyuyordu. O kadar minik oluyorlar ki, nefes alış verişleri bile belli olmuyor.. Nefesleri duyulmuyor.. 
Gece yat kalk yat kalk, yatağın sesinden, benim dürtmelerimden doğal olarak çocuğun da uyku kalitesini düşürüyordum. Tabii dolayısıyla ben de her gecenin sabahında yorgunluktan gözleri morarmış uyanıyordum..
Sonra baktım bu iş böyle olmayacak, bebeklerin nefes hareketlerini monitör eden telsizlerden araştırmaya başladım..


Önceleri bulduklarım hep mandallı modellerdendi.
Bu küçük mandallı aparatı bebeğin bezine takıyorsunuz, eğer belli bir süre hareket hissedemezse alarm veriyor.

Ama benim istediğim tam olarak bu değildi. Bunu çok uzun süre kullanamazdım.. Dino 6-7 aylık olur olmaz onu üzerinden söker diye düşündüm hep.. Hele ki abisine çektiyse (Cemik erken hareketlenmişti) 5. ayı da yaza denk geleceği için İzmir hava şartlarında incecik bir askılı bodyle yatacağından uyumadan önce kesin söker atardı. 
Zaten rahat da edemezdi. Kendi kendilerine dönmeye başlar başlamaz -bilmem genetik midir, ben de yüzükoyun yatarım genelde- yüzükoyun uyumak isterse rahatsız eder çocuğu diye düşündüm..
Bana en az iki yaşına kadar kullanabileceği bir şey lazımdı.

Araştır araştır, tavsiye mailleri, forumlar, yabancı/yerli bloglar derken, çözüm Zehrum'dan geldi.
İngiltere'de en çok tavsiye edilen ve hatta devlet tarafından ailesinde ani bebek ölümü sendromu hikayesi olanlara verilen AngelCare'den bahsetti. Bahsetmekle de kalmadı, o gün aldı, bir haftaya elime ulaştırdı..


Çok hassas ince bir ped.. Bunu yatağın altına, ortalayarak koyuyorsunuz ve ondan sonra rahat bir nefes alıyorsunuz.
Ben küçük beşikte tamam da kendi yatağına geçtiğinde nasıl olacak, bu alet o kalın yatağın altından nasıl hissedecek nefes hareketini diye çok şüpheyle yaklaştım başta. Ama Zehrum almadan önce firmaya telefon edip onu da sordu, teyit ettirdi.
Gerçekten de Dino büyüyüp bizim odadaki beşiğe sığmaz olup kendi yatağına terfi edince de alet aynı randımanla çalışmaya devam etti. 2 yaşına kadar da devam edecek..

Aklımdaki başka bir soru da zırt pırt yanlış alarm verip bize kalp sektesi yaşattırıp yaşattırmayacağıydı..
Forumlarda ve yorumlarda en az yanlış alarmın bu markada olduğunu okuduk.
Gerçekten de öyle.. Şimdiye kadar sadece bir kere çok kısa süreli bir alarm durumu yaşadık.
Koşa koşa odaya gittiğimizde Dino da alarmın sesiyle biraz kıpırdanınca içimiz rahatladı.

Cihaz 15 saniye hareket hissetmeyince tek biplik bir ön alarm veriyor. Eğer beş saniye daha hareket hissedemezse hem anne hem çocuk ünitesinden alarm sesi yükselmeye başlıyor.
Böylece hem bebeği uyandırarak nefes alımına devam etmesini sağlıyor hem de anne babayı uyarmış oluyor.


Velhasıl kelam videoda gördüğünüz sağa sola sallanan sarkaç var ya; benim elim ayağım, huzurlu uykum, rahat nefesim oldu..
Bütün annelere ve bebeklerine huzurlu, deliksiz uykular olsun.. :)

NOT: Zehrummm seni çok seviyorum..


9 Mayıs 2015 Cumartesi

EMDR Tedavisi, Beyne Format Atmaca

Aylar önce instagram üzerinden EMDR tedavisinden bahsedeceğimi söylemiştim.. Biraz geç oldu ama bugüne kısmetmiş..
.
.
Ecey ördeğim gittikten sonra hayat bizim için çok zorlaştı..
Aslında bu anlatması uzun bir hikaye.. 
"Biz" diye başladım ama "kendi adıma" devan edeceğim anlatmaya..
Ölüm korkusu gibi bazı korkularımın tamamen yersiz olduğunu anladım. Hayat hırslarının gereksiz olduğunu, arkadaşlıkların, dostlukların, birlikte geçirilecek hoş zamanların ertelenmemesi gerektiğini öğrendim..
Yapardım çünkü eskiden.. Bir arkadaşım arayıp da "Hadi hafta sonu program yapalım" dediğinde çoğu zaman "başka bir zaman yapsak" diyerek ya da bir mazeret uydurarak ertelerdim..
Şimdilerde hep aynı söz var dilimde.. "Siz bana tarihi, yeri ve saati söyleyin, ben gelirim".
Ertelemiyorum artık..
.
Konuya çok alakasız bir yerden girdim.. Ama yazdıklarımı silme adetim olmadığı için aynen devam ediyorum :)
.
Ece'm gittikten sonra bir çok psikoloğa ve psikiatriste gittik..
Hepsinde de olaylar aynı şekilde gelişti.. Can'la birlikte gitmişsek eğer, bizi dinleyip acımızı paylaştılar. Ölüm acısının evrelerinden bahsedip, en zorunun ilk 6 ay olduğunu söylediler. Hayat dediler, zırt vırt ettiler.. Ve tabii ki görüşme sonunda "size sarılmak istiyorum" diyerek oldukça "öğterilmiş" olduğu belli bir hareketle vedalaştılar.. 
Kendini bilen, aklı başında, kendini yerden yere atmayan ya da başına gelenleri ağlayıp parçalanarak anlatmayan iki insan vardı karşılarında.. "Haftaya tekrar görüşelim" bile diyemediler.. 
Bizim de o kadar denemeden sonra psikolojik destekten umudumuz kırıldı.. Kendi kendimize ilaç olmaya çalıştık.. 
Ama bir süre sonra olayların üzerini örtmek ya da bahsetmemek olağanlığı geldi evimize.. Ece'nin adı geçmez oldu, geçecek gibi olsa gözler kaçırıldı.. 
Zaman ilaç olacağına azap verir oldu..
Yalnız kalındığında yaşanan ağlama krizleri arttı..
Bir süre böyle devam etti..
.
Bu arada birkaç ayrı kişiden EMDR ile ilgili mail almıştım ama açıkçası kibarca teşekkür edip, araştıracağımı söyleyerek üzerinde hiç durmamıştım.. Dedim ya, psikolojik tedaviye inancım yoktu artık.. Keşke o zaman onları dinleseymişim... 

Bir gün bir arkadaşım çok şiddetli bir şekilde kendi psikoloğunu tavsiye etti bana.. Söylediği bir tek cümleyle ikna oldum.. "O olaya eskisi gibi üzülemiyorum artık". "Tamam" dedim, "bir de bunu deneyelim, ne kaybederim ki?"
.
.
Bu arada ciddi bir karar alarak Dino'ma hamile kalmıştım..
Hamilelik de benim için çok zor geçiyordu..
Kendi içimde yaşadığım fırtınalar, üzüntüler, ağlama krizleri yüzünden bebeğim etkilenir mi diye düşünüyordum hep..
Doğacak bebeğimi benimseyememekten, sevememekten korkuyordum.. Çok korkuyordum hem de..
Delicesine bir hisle kızım olacağından emindim.. Ece geri gelecekti.. Hatta kendi kendime tekrar kızım olursa bütün acılarımın geçeceğine inanıyordum.. Erkek olacağını duyduğumda ilk iki gün hiç durmadan ağlamıştım.. Bencil işte insanoğlu, kızım olsun istemiştim ama olmamıştı.. İnsan üzülür mü kızmış erkekmiş? Hepimizin ağzında hep aynı dua yok mu? "Sağlıklı olsun, uzun ömürlü olsun yeter!" Sonra bu üzüntüm geçti ama bir daha kızım olamayacağı gerçeğinin burukluğu içinde kalmıştı..
.
Gülgün Sharafat'ın ofisine geldiğimde pek umutlu değildim.. Yine aynı şey olacak, ben ruhsuz ruhsuz olan biteni anlatacağım, o da acımı paylaşacak, başka da bir şey olmayacak diye düşünüyordum..
Hiç öyle olmadı..
İlk defa ağlaya ağlaya anlattım.. Bunu da söyledim ona.. "Sevindim" dedi.. Samimiydi.. Çok sıcak bir kadındı.
Sonra "ben ne yapıyorum ondan bahsedeyim sana" dedi, diğerlerinden farklı olarak..
Eline kalem kağıdı alıp EMDR'dan bahsetmeye başladı..


Beynimizin nasıl çalıştığını anlattı..
Travmaların ne şekilde yer ettiğinden, bilimsel olarak bunun tedavi edilebileceğinden bahsetti..
"Bana öyle aylarca, yıllarca gelmene gerek yok. 7-8 görüşme sana yetecektir, onun dışında sen ihtiyaç hissettiğin zaman görüşebiliriz" dedi..
Her buluşmamızı iple çektim çünkü her birinden biraz daha hafiflemiş çıkıyordum..
Gülgün Hanım sadece işin bilimsel kısmında değildi tabi ki.. Pozitif psikolojiyi, tarihi, hatta coğrafyayı, edebiyatı, farklı dini inançları, felsefeyi, kendi anılarını, hatta fıkraları da kattı görüşmelerimize.. Dolu bir insan.. Ayrıca İzmir'de ölüm üzerine çalışmış birkaç kişiden biri.


Bu yazıda görseller dışında webden araştırılmış hiçbir şey yok.. Yani burada ben EMDR'ı kendi bakış açımdan anlatıyorum.. Ama ilginizi çekerse şayet lütfen araştırın, konuyla ilgili çok detaylı bilgi var internette.
.
EMDR benim için kabaca "beyne format atma". 
Elbette ki kimse sizin hatıralarınızı silmiyor.. Silemiyor..
Ama yaşanan travmanın eskisi kadar canınızı yakmasını engelliyor..
Sadece travma da değil, bir çok insanın yükseklik, uçak, böcek korkusu gibi fobilerinden kurtulduklarını okudum. 
.
Aslında yorucu bir tedavi.
Çünkü doktor sizi travmayı yaşadığınız güne geri götürüyor, o anı zihninizde tekrar tekrar yaşamanızı sağlıyor.. Hatta bu yüzden hamilelikte uygulanması pek tavsiye edilmiyor. Ama benim durumum biraz istisnaiydi.. Zaten her gün o acıyı günde defalarca yaşadığım için bu tedavi hamileliğimin kalanında daha huzurlu olmamı sağladı.


Size yaşadığınız olayı tekrar yaşatırken aynı anda böyle bir aletle mono olarak "bip bip" sesleri dinletiyorlar.. Yani bi bir kulağınızda, bi diğer kulağınızda bip sesini duyuyorsunuz..


Aynı zamanda göz hareketlerinin de beyinde etkisi olduğu için, zaman zaman gözlerinizle parmaklarını takip etmenizi istiyorlar..
Gülgün Hanım vücudun belli noktalarına hafif darbelerle vurarak ve sürekli bana tekrar ettirdiği bazı cümlelerle tedaviyi destekliyordu.. Onları açıklamamı beklemeyin :) ben de tam anlayamadım. 
.
Kocci ilk başlarda gitmek istememişti ama bendeki iyileşmeyi görünce o da gitti ve ona da çok iyi geldi..
.
Bana iyi geldiğinin kendim için en büyük kanıtlarından biri, bir seansta "Bir gün aynı hastaneye gitmem gerekecek, en son oraya kucağımda kızımla gitmiştim, muhtemelen çok kötü hissedeceğim, çok korkuyorum" dediğimde bu korkunun üzerine çalışıp, gerçekten de NST çektirmek için birkaç gün sonra hastaneye gittiğimde kendimi hiç de kötü hissetmeyişim olmuştu.. Kocci'yse bir süre ağlamaktan hastaneye bile girememişti..
.
Uzun lafın kısası bu EMDR denen nane, her neyse bize çok iyi geldi..
Korkularımızı, acımızı azalttı. 
Üzüntü bitmiyor elbette ama eskiden kızım aklıma geldiğinde hissettiğim etlerimi koparıyorlarmış hissini o günden beri bir daha hiç hissetmedim..
Gerçekten de acının şeklini değiştirdi..
Bunu zaman yapmadı çünkü bu bahsettiğim iyileşme sadece birkaç haftada gerçekleşti..
.
Arta kalan acıya yapacak bir şey yok.. Sanmıyorum da, belki onun ilacı da zaman olur..
Özlemse asla bitmez!
.
.



27 Nisan 2015 Pazartesi

Sepet Sepet Yumurta, Dino Bizi Unutma...


Dino çoktaaann gezmelere başladı biliyorsunuz..
İlk ziyaretini de adaşı Deno Teyzesine yaptı.
.
Herhalde çoğumuzda vardır bu adet..
Evine bir bebek ilk kez geliyorsa yumurta hazırlanır verilir.. Yanına da un, pamuk, şeker gibi şeyler eklenir. Her birinin bir anlamı vardır..
.
Biz de ilk Deno'ma gittiğimiz için ilk yumurta sepetimizi ondan aldık..
Üstelik ziyaretimiz sürpriz bir ziyaret olmasına rağmen, öyle bir sepetle döndük ki eve inanılmaz..
.
İçerisinde yok yok..
İlk senesinde belirli aylarda çekildiği fotoğraflarını koymamız için bir çerçeve, düşen göbeğini koymak için bir küçük kutu, 2 çocuğu olsun diye 2 yumurta, tabak, bardak, yumurtalıktan oluşan ilk yemek yakımı, yaşlansın, ak sakallı olsun diye pamuk,  tatlı dilli olsun, hayatı şeker gibi olsun diye çeşit çeşit şekerler, saçlarına aklar yağsın diye un.. Hoşluk olsun diye çiçek.. Deno bir de kendi inancına göre hem yabancı hem de Türk parası koydu sepetine. Para sıkıntısı çekmesin, yurtdışı seyahatlerine de çıksınmış diye.. Ve bir de en güzeli, büyüdüğünde okuyabilsin diye bir mektup..
.
Ne güzel adetlerimiz var..
Güzel dileklerimizi, dualarımızı dile getirmenin ne güzel yolları var..
.
Kim bilir daha ne adetler vardır eve gelen bebekler için..
Var mı sizin farklı bir adetiniz?



23 Nisan 2015 Perşembe

23 Nisan'ımız Kutlu Olsun


Daha iki güne kadar niyetim çocuklarla Kordon'da cıvıl cıvıl şenliklerin tadını çıkarmaktı, onlarla birlikte çocuk olmaya çalışmaktı ama hastalıklar izin vermedi..
Seneye inşallah.. Hem Dino da azcık meydana çıkmış olur..

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ibibikler

10 Kasım (2) 118 (1) 19 Mayıs (1) 2012 (1) 2013 (1) 23 Nisan (1) Abur Cubur (1) Adım Adım Paris (15) ağaç (1) aile (1) Alış-Veriş (1) Alsancak (1) Amatör Radio (4) Ameliyat (1) Amsterdam (1) Amsterdam Gezisi (1) Anı (1) Anne (2) Anneannem (1) Anneler Günü (2) Anten (1) Asburger (1) Askeri Müze (1) Atatürk (4) Ayakkabılık (2) Baba (1) Baby Shower (1) Bağlama (1) Bahçe (11) balık (1) Barbie (1) Bastille (1) Bayram (6) Bebek (8) Bebek şekeri (2) Bere (1) best seller (1) beyne format (1) biberon (1) biberon kurutma (1) Bilmece (1) Bir Nevi Gastronomi Gezisi (1) Biri ADSL (1) Bit Pazarı (1) Biten kitap (1) Bitki (1) blogger kota (1) boyamak (1) Böcek (1) BTT (1) Bulb (2) Bumerang (1) Canavar (2) canon (2) Cem (18) Cemik (41) Cemik Ve Hayatın Zorlukları (2) Chatelet (1) Châtelet (1) Contest (2) cüzdan (1) Çamur (1) çanta (2) Çekiliş (10) Çekiliş Sonucu (3) Çeşme (12) Çeviri (1) Çeviri hataları (1) Çiçek (3) Çiğ Börek (1) çikolata (1) Çocuk (6) çocuk zaptetmek (1) Çocukluk (6) Dekor (9) Denedim (1) Deprem (1) DIY (7) Dikiş (2) Dilek (1) Dinozor (1) Diş (1) Diş Buğdayı (3) Diş Kurabiyesi (1) Diş pastası (1) Diş Sağlığı (1) Diyet (1) Doğal Yaşam (15) Doğumgünü (13) Doğumgünü Teması (5) Dolandırıcılık (1) Dolunay (1) Dost (6) Dükkan Vukuatları (1) Dünya Tiyatrolar Günü (1) E-Bay (1) Ecey (6) Ecey ve hayatın zorlukları (1) Eiffel kulesi (1) Ekmek (1) El Ayak Ağız Senromu (1) El emeği (13) El işi (16) el yapımı (3) Elfony Mutfakta (2) Elmo (1) emdr (1) en son ben duyarım zaten (1) Enstruman (1) escargot (1) Eskici Elfony (3) Esnaf Lokantası (1) eşeğimi kaybedip buldum (1) etamin (1) ev işi (1) Ev Yemeği (1) Evlilik Yıl Dönümü (1) fast food (1) Festival (1) Flypgs (1) fotoğraf çekimi (1) fox (1) Gare de Lyon (1) Gezi (10) Gıda Çarşısı (1) Gidelim Gömelim (17) Giritli (2) Gitar (1) gülgün sharafat (1) Günaydın (1) Günlük (4) hafta özeti (69) Ham Radio (1) Hamilelik (2) Hastalık (4) Hatıra (22) Havale (2) Hayal (1) hayatın zorlukları (1) Hayvanlar alemi (2) Hediye (9) Hekimköy (21) hhandesign (1) Hıdrellez (1) hikaye (1) Hobi (4) Huzur (1) ıldırı (1) içeride çocuk var (1) içimdeki çocuk (1) ikbush (3) ilaç (1) ilk adımlar (1) ilkler (1) instagram (73) istanbul üniversitesi (1) isyan (3) İştahsızlık (1) iyi ki saklamışlar (4) izmir (2) Kabak (1) kabızlık (1) Kabus (1) Kadın (1) Kadınlar Günü (1) Kağıt Çiçek (1) Kağıt Ponpon (2) Kanaviçe (2) kar (2) Karatahta (2) kardeş (2) Karşıyaka (1) kaynar (1) Kebap (3) Kedi (2) Kek (2) Keman (1) kış (2) Kız (2) Kilo vermek (1) kitap (4) Kocci (7) kuaför (1) Kukla (1) Kurabiye (3) Kusmak (1) kuzen (1) Kuzenler (1) Lal (1) Lale (1) Lazımlık (1) Le Vieux Belleville (1) liman restaurant (1) loğusa (1) Lokanta (3) Louvre (1) Mahfel (1) Mangal (2) Marmelat (1) Masal (1) Mendil Bebek (1) Meyve (1) Midye (2) Mikrodalga (1) Mizithropides (1) Moda (2) Mum (1) Mutfak (12) Müze (2) Nar (1) Naz (2) Notre Dame (1) Oje (1) Oklava Modeli (1) organik (2) Oyun (2) Oyuncak (3) Öğretmenler Günü (1) Öğretmenlik (1) Örgü (4) Örgü Modeli (1) Özel Gün (2) Özür (1) Pamuk Helva (1) panjur (1) Paris (13) Paris Gezisi (12) Parti (2) pasta (2) Patlamış Mısır (1) Pegasus Hava Yolları (1) Pelur Kağıt (1) Pembe (2) pembe panjurlu ev (1) Pigale (1) Pilor Stenozu (1) pinterest (1) Pisuar (1) Piyano (1) Pizza (1) Portatif (1) Pratik Tarifler (3) psikolojik tedavi (1) Rakı Balık (1) Ravioli (2) renk (1) Renkler (1) Restoran (8) Rezalet (1) roman (1) Sacre Coeur (1) saç traşı (1) Sağlık (1) Saklamak (2) Salgın (1) salyangoz (1) Seramik (1) Sevgililer Günü (1) Silinen Fotoğrafın Kurtarılması (1) soğuk (1) sosyal sorumluluk (1) Spor (1) Sugato (2) Süleymancık (1) Süt (1) Süt Aknesi (1) Şeker Bayramı (1) Şifa (2) şişe kesmek (1) TA3GO (2) TA3YE (3) tatlı (1) Tavuk suyu (1) TC3EC (3) tedavi (1) Terör (1) tığ (1) Tiyatro (2) Topiary (1) Topuklu (1) Torbalı (1) Tuvalet (3) Tuvalet Eğitimi (2) Urla (2) Usta (1) uyku (2) uyku arkadaşı (1) Uyku Düzeni (3) uyku eğitimi (2) uyku rutini (1) Vazgeçemediklerim (1) Vefaat (1) Venedik Pizza (1) Veri Kurtarma (1) video (2) Vine (1) Wurst (1) yağmur (1) Yalan (1) yardım (2) yasak (1) Yaş günü hazırlığı (1) yaz (1) Yaz Yemeği (1) yazlık kışlık (1) Yemek (37) Yeniden Başlıyorum (1) Yeniyıl (7) Yılbaşı (7) Yılmaz İpek Saz Sarayı (1) Yoğurt (1) Zafer (1) Zeytin (3)