4 Aralık 2014 Perşembe

Keşke Kadın Olsam…

Hangi kadın olsa bayılır bu kitaba. 
Neden mi? 
Nedeni çok basit. 
Bu kitap kadınlara “erkeklerle eşit olmaya çalışma, sen onlardan kat be kat GÜÇLÜSÜN!” diyor. 
Aykut Oğut’u okurlar fenomen olmuş kitabı Evrenden Torpilim Var sayesinde yakından tanır. Bir tür “iste, olsun” kitabıydı Evrenden Torpilim Var. 
Şimdi uzun bir aradan sonra Aykut Oğut’un "Keşke Kadın Olsam" kitabı gündemde. 
Ne mi anlatıyor bu kitap?
Bir kere kadınlara güçlerini yeniden hatırlatıyor. 



“Sevgili kadınlar” diyor. Erkekle eşit olmak da neymiş? 
          Erkeklerle ASLA eşit OLAMAZSINIZ!
          En büyük hatanız bizimle eşit olmaya çalışmak!
          Çok çabalarsanız eşit olmayı becerebilir misiniz?
          Elbette becerebilirsiniz AMA kendinizden, gücünüzden vazgeçerek becerebilirsiniz bunu!
          Erkekle EŞİT olmak için VAROLUŞ çıtanızı alçaltmanız, daha aşağı inmeniz gerekiyor.
          Eşitlik mi istiyorsunuz?
          Siz bilirsiniz!


Neden eşitlik için kadının çıtasını alçaltması gerekirmiş derseniz? 
Yazara göre:

KADIN ERKEKTEN 16 KAT DAHA ÜSTÜN!
Kadın daha güçlü, daha duygusal, muhteşem bir içsel rehberlik kapasitesine sahip, seks ve cinselliği yaşamak konusunda içindeki sese kulak verdiğinde önünde kimse duramıyor, evrensel saygıyı ve sevgiyi hissedebiliyor verebiliyor… 
Amaaa...
Bu özellikler tek başına yetmez. 
Bir KADIN ancak: 

DUYGULARINI İFADE EDEBİLDİĞİNDE
ONLARI BASTIRMAYI DEĞİL KUCAKLAMAYI SEÇTİĞİNDE
İÇİNDEKİ DİŞİLİĞİ UYANDIRMAYI BAŞARDIĞINDA 

Bu özellikler gerçek kapasitesine ulaşıyor. 


Kim için yazılmış bu kitap:
Aşkta, ilişkilerde, profesyonel ve sosyal hayatta kendini eksik ve kaybolmuş hisseden her kadın için…
Aykut Oğut bu kitapla cici kızlar uyur, prensi bekler sözlerine inanarak uyutulan güzelleri; sen otur oturduğun yerde, beyaz atlı prens gelince kurtaracak seni sözlerine inanıp hayatını uzun bir bekleyişe bırakmış bütün prensesleri resmen UYANDIRIYOR!
Bu kitabı okuyan bütün kadınlar VAY BE! GERÇEKTEN GÜÇ BENDEYMİŞ diyecek. 
Bir kadın devriminin başlaması an meselesi!
Kitapla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Aralık 2014 Salı

İzmir Gourmet Guide ve Bonjour Buluşması

Hem alışmış olduğum lezzetleri her istediğimde aynı standartta yiyebilmeyi istiyorum, hem de değişiklik istediğimde yeni mekanlar ve lezzetler keşfedebilmeyi..
Yeni keşifler için paçaları sıvadığımızda maalesef bazen günü hüsranla bitirmiş olabiliyoruz.. 
Şimdilerde İzmir Gourmet Guide'ın izini sürenlerdeniz. 
Üstelik de benden duymuş olun, İzmir Gourmet Guide uygulaması akıllı telefonlar için artık ücretsiz.. 
.
Geçenlerde bir grup blogger İzmir Gourmet Guide etkinliği kapsamında İzmir Bonjour'da buluştuk. 


Malum hem yemeyi, hem de İzmir'i seven biri olarak bu etkinlik tam da bana göreydi..


Mini bir kokteylle başladı gece ve böylece bloggerlar olarak iyice kaynaşma fırsatı bulduk..


Ve gelelim menümüze.. 


Başlangıç olarak Midyeli Lahana Sarma, Enginar Çanağında Zeytinyağlı Ege Otları ve Füme Norveç Somonu vardı. Bunlara peynir tabağındaki farkı peynirler ve hoş bir yeşil salata eşlik etti.

Kuzu Au Gratin ve İç Pilav..
Hiç sevmem biliyor musunuz? Etle de iç pilavla da pek aram yoktur ama yakın zamanda tekrar Bonjour'a gidersem kesinlikle tercihim bu olacak..
Ben hayatımda bu kadar güzel pişmiş bir et yemedim.. Gerçekten çok çok lezzetliydi..
Pilav da aynı şekilde..

Levrek Buğulama
Etten sonra balık ne alaka diye düşünebilirsiniz..
Ama ön yargıları bir kenara bırakmak lazım..
Tadı hala damağımda.. 

Ve tatlı olarak, profiterol, sakızlı muhallebi ve kabak tatlısı..

Yahu hamilesin, biraz yavaş ye di mi? :)
Şöyle bir baktım da bütün menüyü olduğu gibi midesine indiren bir tek ben vardım sanırım..
Utanmasam tabakları da ekmekle güzelce sıyıracaktım..

Yemek boyu muhabbet inanılmaz keyifliydi.
Kahkahalar hiç eksik olmadı. Bonjour ailesini zaten tanır severdim, İzmir Gurmet Guide ailesini de yakından tanıma fırsatı bulmuş oldum.
Yukarıdaki videoda da İGG'nin hazırladığı Lezzet Senfonisini izleyebilirsiniz.. 

Bu kare için her ne kadar fotoğrafçı arkadaşa teşekkür etmek gerekiyorsa da, bu ışığın altında fotoğrafımızı çekerek hepimizi olduğumuzdan yaşlı ve çirkin gösterdiği için de teessüfü bir borç bilirim :)

.
.
Herkese mutlu haftalar..

17 Kasım 2014 Pazartesi

Bir Buruk Heyecan

Bir garip heyecan.. Fazlaca hormon, duygu karmaşası.
.
.
Ece'ye hamileyken televizyonda oynayan bir reklam filmi vardı.. Süt ya da ayran.. Bir buzağının ayağı kayıyor, yere düşüyor..
Ne ağlardım..
Bir de şimdi düşünün..
.
Açık olmak lazım.. Bu hamilelik diğerleri gibi değil..
Mesela hayatım boyunca hayalini kurduğum bir hamilelik değil, ilk ikisi gibi..
Elbette istediğim bir hamilelik ama hayali kurulan değil.. Aradaki fark büyük..
.
Gariplik var..
Boynu büküklük var..
Korkular, kaygılar var.. Hem de fazlaca.. Ama yersiz ve gereksiz, anlatmayı başarabilirsem kendime..
Yıkılmış minik bir hayal var ki bu hayalin ne olduğunu tahmin etmek de zor değil..
.
Hamileliğin 25. haftası bitti bile..
Bu sefer çok farklı..
Mesela hızlı geçiyor ama sanki bitmesine de daha çok var..
Cem'i ve Ece'yi herkese haykırmak için zor dayanmışken ilk haftalarda, bu sefer fazlaca ruhsuz hissediyorum kendimi..
Bu hissi anlatması zor..
En güzel tarifi "burukluk".
Boynu bükük bir hamilelik bu seferki..
Evet, yerine koymak değil belki ama fazlaca üzüntüye teselli olması adına dünyaya getirilecek olan bir bebek..
Bazen bencillik gibi geliyor..
Ama zaten yaşanan her şey bencilce değil mi?
Üzüntüler de bencilce..
Mutluluklar da..
Ama bu seferki bencillik bize iyi gelecek..
Umarım gelecek..
.
Cemik çok mutlu..
"Artık gelsin kardeşim" diyor..
Bazen kardeşim diyor, bazen bebeğim.
Bu sefer daha bile iyi bir abi olacak kesin.. Küçülen kıyafetleri için "bunu artık kardeşim giyer" diyor mesela.. Bazı oyuncakları ayırıyor..
Oyun odasına çevirdiğimiz Ece'nin odasını kardeşine (geri) vermeye gönüllü mesela..
Gelenin "yeni bir kardeş" olduğunu da biliyor..
.
Ece'yi sanki unuttu gibi geliyor bana..
Hatta unuttu, galibası fazla..
Açık açık soramıyorum tabii ama hissedebiliyorum..
Keşke unutmasaydı..
Keşke Ece'den bahsedebilseydik onunla..
.
Ben ne yapıyorum peki?
Hiç..
Bazı bazı sıkıntım oluyor, fiziksel sıkıntı ruhsal sıkıntıyla birleşiyor.. Uykusuz geceler altından kalkılmaz hale geliyor..
Bir taraftan günlük heyecanlarla şafak attırmaya çalışırken, diğer yandan yaşam enerjimi çeken şeylerle baş etmeye çalışıyorum..

Bir de yeni bir psikolog.. 3. sanırım.. Bu sefer sadece sohbetli terapi değil, bir tedavi de deniyoruz.. Daha doğrusu deneyeceğiz..
İlaç kullanamıyorum tabii..
Aslında ilk zamanlarda bir süredir de kullandığım antidepresanın çok faydasını görüyordum ama hamilelik işin içine girince onu da bırakmak zorunda kalmıştım.. Sigara da kullanıyordum, onu da bir günde bırakınca sinirlerim iyice yıprandı..
Ama bencillik ediyoruz ya kendi mutluluğumuz için, fedakarlık da lazım biraz. Şikayet etmiyorum da, azıcık yakınıyorum..
.
İtiraf ediyorum..
Çok istedim bir kızım daha olsun diye.. Gecelerce dua ettim, hem uzun ömürlü olsun, hem de kız olsun diye..
Olmadı.. Erkek geliyor..
Inşallah uzun ömürlü olur, bir daha hayat bize böylesine bir acıyı yaşatmaz..

Aslında onu da düşündük bebek kararı almadan önce..
"Ya bir daha olursa?"
Korkunun ecele faydası yok demiştim ya, öyle gerçekten.. Ve evet, başa gelen çekiliyor..
Bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum ama baş kaygımın bu olduğunu tahmin etmek zor değil..
Olursa da yaşayacağız.. Nasıl ki hala daha aklımın almadığı, olduğuna inanamadığım bu olay yaşandıysa, ve sonrasında da hayat devam ediyorsa yine öyle olur..
.
Tüm bunların dışında...
Bekliyorum..
.
Kış gelsin de, bu buruk heyecan alsın beni benden..
Yarım da olsa...
Tekrar mutluluk dolsun evimize..

22 Ekim 2014 Çarşamba

Gidelim Gömelim VOL 16: Çeşme Alaçatı Kuytu Restaurant

Hatırlayan olabilir.. Birkaç ay önce, #kaybolanlezzetler etiketi altında Alaçatı'da çok hoş bir festival düzenlenmiş, biz de bu festival sayesinde kaybolmaya yüz tutmuş bir çok lezzeti tatma fırsatı bulmuştuk..


Hah, bugün bu organizasyonun ikinci ve çok daha verimli olan ayağını yazmaktan gurur duyuyorum.. :)
.
İki hafta önce Cumartesi günü Cengiz Bey ve eşi Yaprak Hanım'ın hem işletip hem de mutfağına can verdikleri Alaçatı Kuytu Restaurant'ını keşfetme şansımız oldu. Celal Bey'in hoş sohbeti de gecemizin aile ortamı havasında geçmesini sağladı.
.
Mekanın inanılmaz zevkli bir dekorasyonu var.. Yemekler de ambiyans kadar güzel olunca bir sonraki ziyaretimiz için evlilik yıldönümümüzü uygun buluyorum.. Bu da demektir ki yakında kapılarını tekrar çalacağız :)
.
Konu kaybolan lezzeter olunca sofraya oturduğumuzda meraklar iyice artmıştı.. Menümüz son derece zengindi.. 

İşte 7'den 77'ye hitap eden soframız ve biz..

Narlı İzmir Tulumlu Roka Salatası,  Bademli Semizotu Salatası ve fondaki Asma Pidesi
Kaybolmaması gereken lezzetlere sıkı bir başlangıç yaptık.. Hele o Asma Pidesi sanırım gecenin en çok konuşulan lezzeti oldu..

Kendisini görmeden kokusuna aşık olduğumuz Zeytinyağlı, Sarımsak ve Kekikli Germiyan Ekmeği dilimlerinin fotoğrafı yok, zaten buradan kokusunu kaydedip size duyuramayacağım için hep bir eksik kalacaktı, böylesi daha iyi.. :)

Soframıza ilk gelenlerden biri Arapsaçı Otlu Börülce Salatasıydı.. 
İlk bakışta "amaann börülce salatası işte" dedirtip hemen arkasından lezzetiyle farklılığını ortaya koyan bir tat.. 

Girit Ezmesi, insanın ağzında tarif edilmez bir "damakta kalan tat" hissi yaşatıyor.. 
İlk ağzınıza götürdüğünüzde baskın bir aroması yok ama lokmayı yuttuktan sonra damakta kalan tadı sizi hemen ikinci çatalı almaya itiyor..

Pekmezli ve Fıstıklı Köz Patlıcan Ezmesi de harika bir mezeydi..


 İzmir pilavı ve Koçinisto masamıza süper bir ikili olarak geldi. Pilavın ve ağızda helva gibi dağılan etin tadı hala damağımda..

Ve muhteşem bir ara sıcak.. 
Beğendili Muska Böreği


Isırgan Otlu Bulgur Pilavı ve Ada Köfte.. Ada Köfte görüntü olarak her ne kadar bizim bildiğimiz Kadınbudu Köfteyi andırsa da bu yanılgı ancak tadına bakana kadar sürüyor.. 

Itır Otlu Patates Püresi ve Sucukaki Köfte
Itır çok ağır olmaz mı diye düşünüyor insan ilk başta ama hiç de düşünüldüğü gibi değil.. Çekimser alınan ilk çatalın arkasından "eneemm ne güzelmiş" deyip yemeye devam ediliyor..


Ve Final...
Sakız Tatlısı.. Tatlıyla pek arası olmayan ben, ba-yıl-dım.. Yoğun kıvamlı, aşırı lezzetli, sakızlı muhallebi gibi bir tatlı.. Ama yani bu tatlıya muhallebi denmez, haksızlık olur.. Kesinlikle tadılması gereken bir tatlı..
.
.
Normal insanlar bu kadar yemeği yediği için pişmanlık duyarken, ben sofradan kalkarken yeme konusunda yeterli performansı gösteremediğim için hayıflanıyordum..
Tam performans bir dahakine inşallah :)

Sonuç: 10 Tam puan veriyor ve şiddetle tavsiye ediyorum..
Farklı ve güzel lezzetlerle tanışmayı seviyorsanız mutlaka gidin derim..
Herkese afiyet olsun...

21 Ekim 2014 Salı

Akıllı Köpek Zoomer, Çocukların Yeni Dostu...

Gerçek bir köpek gibi davranan akıllı köpek Zoomer çocuklar için mükemmel bir arkadaş.
Sensörleri aracılığıyla insanlarla etkileşime geçebilen Zoomer ile oynamak çok eğlenceli! Zoomer 30 farklı Türkçe komut algılıyor ve bu komutları gerçek bir köpek gibi yerine getiriyor. Mesela “Otur!” diyince oturuyor, “Patini göster!” diyince patisini uzatıyor. Numaraları ile herkesi şaşırtıyor!
 Zoomer neredeyse gerçek bir köpekten farksız. Eğer ona komut vermeyi bırakırsanız etrafta dolaşıp türlü numaralar yapıyor;  havlıyor, geriniyor, kuyruğunu sallıyor. Onunla bir süre ilgilenmeyince  sonunda yorulup uykuya dalıyor. Evde köpek beslemek isteyen çocuklar ve aileler için Zoomer’ın en iyi yanı ise, sahibine gerçek bir köpek bakımının zorluklarını yaşatmaması. Zoomer asla etrafı kirletmiyor, aşıya ihtiyaç duymuyor ya da onu dışarı çıkarmanızı istemiyor.




Zoomer’ın yapabildiği numaralardan bazıları şöyle:

-          “Çişini Yap”: Yakınında gördüğü bir nesnenin yanına gider ve bacağını kaldırır. Ama korkmayın, gerçekten çiş yapmaz.
-          “Seni Seviyorum”: Ona “Seni Seviyorum” deyince o da “I love You!” diye karşılık verir. Zoomer çok sevgi dolu bir köpek!
-          “Uyku Zamanı”: Bu komutu duyunca esner, uykulu bir şekilde inler, daha sonra yere yatar ve horlamaya başlar. Her köpek gibi onun da uykuya ihtiyacı var.
-          “Koru Beni”: Zoomer hem akıllı hem de sadık bir dost. Ona “Koru Beni” diyince hırlayarak koruma pozisyonuna geçer ve hareket algıladığında havlar.
-          “Bayılma Taklidi Yap”: Sırt üstü yere yatar ve gözlerinde X işareti belirir. Çok numaracı bir köpek!
-           “Yuvarlan”: Sırt üstü döner ve yere yatar. Daha sonra tekrar ayağa kalkar.
-          “Hadi Oynayalım”: Ona bu komutu verip önüne bir top koyunca onunla oynamaya başlar.
-          “Otur”: Ona “Otur” deyince hemen arka bacaklarını düz tutup ön bacaklarını büker. Uslu köpek!
Zoomer çocuklar ve aileleri için sevgi dolu ve sadık bir dost. Eğer onu daha yakından tanımak isterseniz www.zoomerpup.com adresini ziyaret edebilirsiniz.



Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Nefes Alamıyorum

İnsan stresten uzak durabilir mi?
Can bana diyor ki "boşver, bizim derdimiz bize yeter". Olmuyor ama.. İnsanın sinirleri bozuk olduğunda tahammül sınırları da çok düşük oluyor..
Bir müşteri, ağlatacak kadar sinirlerimi bozabiliyor.. Ya da yoldan geçen biri, müşteri hizmetlerindeki kadının ukala tavrı, çok basit bir olay, önceden bir şekilde sindirebildiğim haksızlıklar...
Esas eskiden boşverip geçebiliyordum, artık yapamıyorum..
İşe gitmiyorum çünkü ne densiz insanlara ne de üst üste yapılan hatalara tahammülüm var...
Yetmezmiş gibi hala daha başkalarının yaptığı hataları temizlemeye çalışıyorum.. Uğraşmak zorunda kalıyorum..
İşe gitmiyorum da ne oluyor? Evde ne var?
Elim hiçbir şeye gitmiyor.. Televizyon desen, sinir düşmanı.. Bence bütün gündüz programları kaldırılmalı.. Birbirinden basit insanları birbirine düşürmek için hazırlanmış programlar yasaklanmalı!
İnternette de vakit geçmiyor.. Facebookla zaten uzun zamandır işim olmuyordu da, instagramdan da soğudum artık.. Bir insan nasıl anında tavır değiştirebiliyor? Canımlı cicimli attığı yoruma cep telefonunu yazanın mesajını sırf onun iyiliği için siliyorum, sırf abuk subuk insanların eline geçmesin, rahatsız edilmesin diye, benim bir mesaj atmama fırsat vermeyecek kadar kısa bir sürede neden mesajını sildiğime dair bana hesap soruyor, hakkımda ne kadar yanlış düşündüğüne dair dem vuruyor.. Bir durup düşünmüyor neden bu kız abuk subuk atılan yüzlerce mesajdan birini bile silmedi de benimkini sildi diye..
Hayattan soğudum.. Stresten, insanlardan uzak kalmak maalesef elde değil.. Ama benim bunlarla savaşacak gücüm yok..
Yürek yangını mı dersin, ciğere düşen ateş mi bilmem.. Ama canımın acısı çok.. Biliyorum elbette beterin beteri var, beterin beterini yaşayanlar var.. Ama ateş de düştüğü yeri yakıyor..
Hergün inatla tutunmaya çalıştığım dallar teker teker kırılıyor.. İnançlarım sarsılıyor.. Aksilikler üst üste geliyor..
Hem basıp gitmek istiyorum buralardan çookk uzaklara, yepyeni bir hayat kurmak, hem de aradığım yalnızlığın içinde boğulup yok olmaktan korkuyorum..
Belki acım henüz taze ondan mı böyleyim? Ama hep hayatında hedefler koyan ben, bir tek hedefim yok geleceğe dair..
Bundan sonra hayat benim için "çile doldurmak" mı?" "Kendini koyverme, çık evden" diyorlar.. Ne yapayım? Nereye çıkayım? Deli gibi sokaklarda mı dolaşayım?
Çare bulamıyorum kendime.. Maalesef zamanın da iyi geldiğini düşünmüyorum artık..
Dışardan baksan sanki bunların hiç biri yaşanmamış gibi.. Kimse yakıştırmaz, yakıştıramaz bana.. Bu yüzden zaten "kızını kaybeden biri varmış...." diye bana sormaları... "O benim" demek kolay mı?
İnsanların yüzündeki acıma hissi..
Hem kimse bana acımasın istiyorum hem de herkes yangınımı bilsin, ona göre davransın, kırmasın, dökmesin..
Kimse bana acımasın istiyorum ama ben kendim acıyorum kendime.. Yazık bana.. Nasıl da altüst oldu hayatım.. Nasıl da mutluydum... Nasıl da "tam"dım...
Şimdi eksiğim...
Zehrum bana diyor "birşey söyle bana yapayım!"
Keşke bilsem... Kızımı geri istiyorum.. Olmayacağını biliyorum.. Artık yapacak hiçbir şey olmadığını...
Bir açıklama istiyorum, geçerli bir açıklama, bilimsel bir açıklama... Net bişey.. Yok..
Rüyamda görmek istiyorum.. O da olmuyor..
Yüreğimdeki ve beynimdeki yangın sönsün istiyorum, o da olmuyor.. Azalmıyor da...
Eski "ben" olmak istiyorum.. Eski "ben"i istiyorum.. Geri gelemeyeceğimi biliyorum...
Korkularımın, endişelerimin bitmesini istiyorum... Kabusların, rüyalarımda sebep aramaların bitmesini istiyorum..
Bir tek günü ağlamadan geçirmek istiyorum..
İnanmaya çalıştıklarımın gerçek olmasını umud ediyorum... Kanıtı olmayanların, bir gün bende kanıtlanmasını diliyorum... Senelerin çabuk geçmesini, hiç inancım kalmasa da mutluluğun bana tekrar uğramasını istiyorum..
İnsan hep kendisini ana-babasının, büyükanne-büyükbabalarının ölümüne hazırlıyor.. Ama sapasağlam evladının bir günde yok oluşuna... Hiç aklıma gelir miydi?
Hiç tahmin edebilir miydim kızımın kıyamadığım eşyalarını bir ömür boyu kimselere veremeyip saklayacağımı? Her denk geldiğimde nefesim yettiğince kokularını içime çekip, kalmamış kızımın kokusu diye üzüleceğimi.. Büyüdüğünü hiç göremeyeceğimi bildiğim için kavrulacağımı... Saçlarını öremeyeceğimi.. İlk kez okula gidişini göremeyeceğimi... Annecim dediğini duyamayacağımı... Şarkı söylemeyi sevip sevmeyeceğini hiçbir zaman bilemeyeceğimi... Abisinin onu erkek arkadaşlarından kıskanıp kısmanmayacağını... İlk platonik aşkının nasıl biri olacağını... Boyunun kaç santim olacağını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimi tahmin edebilir miydim? Aklıma gelir miydi? Bu fikre kendimi hazırlayabilir miydim?
Sudan çıkmış balık gibiyim şimdi.. Nefes alamıyorum...
Ah annecim.... Ah...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ibibikler

10 Kasım (2) 118 (1) 19 Mayıs (1) 2012 (1) 2013 (1) 23 Nisan (1) Abur Cubur (1) Adım Adım Paris (15) aile (1) Alış-Veriş (1) Alsancak (1) Amatör Radio (4) Ameliyat (1) Amsterdam (1) Amsterdam Gezisi (1) Anı (1) Anne (2) Anneannem (1) Anneler Günü (2) Anten (1) Asburger (1) Askeri Müze (1) Atatürk (4) Ayakkabılık (2) ağaç (1) Baba (1) Baby Shower (1) Bahçe (11) balık (1) Barbie (1) Bastille (1) Bayram (6) Bağlama (1) Bebek (8) Bebek şekeri (2) Bere (1) best seller (1) biberon (1) biberon kurutma (1) Bilmece (1) Bir Nevi Gastronomi Gezisi (1) Biri ADSL (1) Bit Pazarı (1) Biten kitap (1) Bitki (1) blogger kota (1) boyamak (1) BTT (1) Bulb (2) Bumerang (1) Böcek (1) Canavar (2) canon (2) Cem (18) Cemik (41) Cemik Ve Hayatın Zorlukları (2) Chatelet (1) Châtelet (1) Contest (2) cüzdan (1) Dekor (9) Denedim (1) Deprem (1) Dikiş (2) Dilek (1) Dinozor (1) DIY (7) Diyet (1) Diş (1) Diş Buğdayı (3) Diş Kurabiyesi (1) Diş pastası (1) Diş Sağlığı (1) Dolandırıcılık (1) Dolunay (1) Dost (6) Doğal Yaşam (15) Doğumgünü (13) Doğumgünü Teması (5) Dükkan Vukuatları (1) Dünya Tiyatrolar Günü (1) E-Bay (1) Ecey (6) Ecey ve hayatın zorlukları (1) Eiffel kulesi (1) Ekmek (1) El Ayak Ağız Senromu (1) El emeği (13) El işi (16) el yapımı (3) Elfony Mutfakta (2) Elmo (1) en son ben duyarım zaten (1) Enstruman (1) escargot (1) Eskici Elfony (3) Esnaf Lokantası (1) etamin (1) ev işi (1) Ev Yemeği (1) Evlilik Yıl Dönümü (1) eşeğimi kaybedip buldum (1) fast food (1) Festival (1) Flypgs (1) fotoğraf çekimi (1) fox (1) Gare de Lyon (1) Gezi (10) Gıda Çarşısı (1) Gidelim Gömelim (17) Giritli (2) Gitar (1) Günaydın (1) Günlük (4) hafta özeti (69) Ham Radio (1) Hamilelik (2) Hastalık (4) Hatıra (22) Havale (2) Hayal (1) hayatın zorlukları (1) Hayvanlar alemi (2) Hediye (9) Hekimköy (21) hhandesign (1) Hıdrellez (1) hikaye (1) Hobi (4) Huzur (1) ikbush (3) ilaç (1) ıldırı (1) ilk adımlar (1) ilkler (1) instagram (73) istanbul üniversitesi (1) isyan (3) iyi ki saklamışlar (4) izmir (1) içimdeki çocuk (1) İştahsızlık (1) Kabak (1) kabızlık (1) Kabus (1) Kadın (1) Kadınlar Günü (1) Kanaviçe (2) kar (2) Karatahta (2) kardeş (2) Karşıyaka (1) kaynar (1) Kağıt Ponpon (2) Kağıt Çiçek (1) Kebap (3) Kedi (2) Kek (2) Keman (1) Kilo vermek (1) kitap (4) Kız (2) kış (2) Kocci (7) kuaför (1) Kukla (1) Kurabiye (3) Kusmak (1) kuzen (1) Kuzenler (1) Lal (1) Lale (1) Lazımlık (1) Le Vieux Belleville (1) liman restaurant (1) Lokanta (3) Louvre (1) loğusa (1) Mahfel (1) Mangal (2) Marmelat (1) Masal (1) Mendil Bebek (1) Meyve (1) Midye (2) Mikrodalga (1) Mizithropides (1) Moda (2) Mum (1) Mutfak (12) Müze (2) Nar (1) Naz (2) Notre Dame (1) Oje (1) Oklava Modeli (1) organik (2) Oyun (2) Oyuncak (3) Pamuk Helva (1) panjur (1) Paris (13) Paris Gezisi (12) Parti (2) pasta (2) Patlamış Mısır (1) Pegasus Hava Yolları (1) Pelur Kağıt (1) Pembe (2) pembe panjurlu ev (1) Pigale (1) Pilor Stenozu (1) pinterest (1) Pisuar (1) Piyano (1) Pizza (1) Portatif (1) Pratik Tarifler (3) Rakı Balık (1) Ravioli (2) renk (1) Renkler (1) Restoran (8) Rezalet (1) roman (1) Sacre Coeur (1) Saklamak (2) Salgın (1) salyangoz (1) saç traşı (1) Sağlık (1) Seramik (1) Sevgililer Günü (1) Silinen Fotoğrafın Kurtarılması (1) soğuk (1) Spor (1) Sugato (2) Süleymancık (1) Süt (1) Süt Aknesi (1) TA3GO (2) TA3YE (3) tatlı (1) Tavuk suyu (1) TC3EC (3) Terör (1) Tiyatro (2) tığ (1) Topiary (1) Topuklu (1) Torbalı (1) Tuvalet (3) Tuvalet Eğitimi (2) Urla (2) Usta (1) uyku (2) Uyku Düzeni (2) uyku eğitimi (1) Vazgeçemediklerim (1) Vefaat (1) Venedik Pizza (1) Veri Kurtarma (1) video (2) Vine (1) Wurst (1) Yalan (1) yardım (1) yasak (1) yaz (1) Yaz Yemeği (1) yazlık kışlık (1) yağmur (1) Yaş günü hazırlığı (1) Yemek (37) Yeniden Başlıyorum (1) Yeniyıl (7) Yılbaşı (7) Yılmaz İpek Saz Sarayı (1) Yoğurt (1) Zafer (1) Zeytin (3) Çamur (1) çanta (2) Çekiliş (10) Çekiliş Sonucu (3) Çeviri (1) Çeviri hataları (1) Çeşme (12) çikolata (1) Çiçek (3) Çiğ Börek (1) Çocuk (6) çocuk zaptetmek (1) Çocukluk (6) Örgü (4) Örgü Modeli (1) Özel Gün (2) Özür (1) Öğretmenler Günü (1) Öğretmenlik (1) Şeker Bayramı (1) Şifa (2) şişe kesmek (1)