Havale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Havale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2014 Cumartesi

Etti eksi 20...

Cemik havale geçirdiğinde tam 17 aylıktı.. O zaman Ecey'e hamileyim.. Yaşadığım korkuyu, üzüntüyü, şoku anlatmıştım o zaman.. Ve demiştim ki "havalenin ne olduğunu bilmiyordum, bilseydim daha az panik olabilirdim".. 
Haklıymışım.. Panik daha az oluyormuş -hiç olmuyormuş demiyorum- ama korkuda bir değişiklik olmuyormuş..
Ecey de tam 17 aylıktı...
.
.
Cemik'in okulu sömestr tatili yapmadı.. Ama Cemik bir haftadır evde çünkü hasta, tam bir hafta önce, ayın 25inde ateşlendi.. Ateşi üç gün boyunca 39-40 civarında dolaştı.. Doktor antibiyotik verdi.. Toparladı.. O hafta Salı günü Ecey de hafif hafif öksürmeye başladı.. Doktoru aradım "galiba Cem'den bulaştı, aynı öksürük şurubundan vereyim mi?" diye sordum, "ver" dedi.. Ona da şuruba başladık..
Çarşamba günü bakıcı izinli olduğu için evdeydim.. Çocuklarla kudurduk, oynadık.. Hatta instagram arkadaşlarım bilirler, bir sürü de video ve fotoğraf paylaştım.. Her şey yolundaydı.. İkisi de yemeklerini yedi, öğlen uykularını uyudu.. Ben de evdeki işleri hallettim..
Akşam oldu bakıcımızla Can eve geldiler.. Yemek yedik, biraz çocuklarla oynadık. Saat 19:30'da bakıcı Ecey'de bir sıcaklık hissetmiş, ateşini ölçtü.. Koltuk altından 37,3. "Tamam" dedim kendi kendime, "aynı abisinin hastalığı". Hemen ateş düşürücü şurup verdim.. İnce bir pijama giydirdim, boğazını yumuşatması için sütünü ballı hazırladım.. Yatırmadan bir daha ölçtüm ateşini "38,1"di.. Eh ilacı da daha yeni verdiğim için anca etki eder diye düşündüm.. Zaten uykusu da iyice gelmişti.. "Yatırayım, gelir gider bakarım  ateşine" dedim.. 
Işığı kapattım, uyku müziğini açtım, kucağıma aldım, biberonunu verdim, içmeye başladı.. 
10 saniye geçmemiştir birden sütünü bana uzattı, oturmak istedi.. Sonra birden durgunlaştı, bir acayipleşti..
Ters giden bir şeyler olduğunu anladım.. "Ece ne oldu" dedim.. Bi baktım çocuğun gözler yukarıya doğru kaydı, kitlendi.. Bu sefer anladım havale geçirdiğini... Anladım ama çok korktum..
Hemen odadan çıkıp Can'a seslendim... Aslında seslenmedim. Bağırdım.. "Çabuk gel Ece iyi değil" dedim.. O da ilk önce anlayamadı, "iyi ya, yok bişeyi" derken çocuk iyice gitti.. Bu anlattıklarım saniyeler içinde oluyor..
Sonra evde bir panik başladı. "Çabuk duşa sokun" diye bağırdım.. Can'la bakıcı çığlık çığlığa çocuğu duşa soktular.. Ben dışarıya fırladım.. Yan komşumuz doktor eczacı.."Seda Abla" diye bağırdım.. Baktım arabaları yok, tekrar eve koştum.. Ve bir anda aklıma Diazem geldi.. Cemik havale geçirdiği zaman doktorumuz evde bulunsun diye bize aldırtmıştı.. Hemen alıp onu yaptım, sonra da çocuğu kapıp dışarıya çıktım.. Can'a "telefonu al, çantamı al kimlik orda" dediğimi hatırlıyorum.. Hemen arabaya bindik, dörtlüleri yakıp, kornaya basa basa çıktık siteden.. Seferihisar devlet hastanesi çok yakın bize.. 12 km gibi birşey.. Yolun yarısına kadar Allah'a nasıl dua ettiğimi, Ece'ye "nolur kendine gel diye nasıl yalvardığımı" bilmiyorum.. Can da bir yandan "bir şey yap, uyandır, hadii hadiii" diye bağırıyordu.. O benden daha kötü durumdaydı.. Çünkü ilk defa yaşıyordu bunu.. Sonra aynı Cem'de olduğu gibi Ece de uykuya daldı.. Ben daha sakindim artık, "Tamam Can daha sakin git, iyi şimdi, uyudu" dedim.. "Uyandır, uyumasın" diye bağırıyordu Can.. Ama Cem havale geçirdiğinde bir çok yerde nöbet sonrasında çocuk uyur diye okumuştum.. Normaldi uyuması.. 

Hastaneye geldik, acile girdim bebek havale geçirdi dedim.. Doktor peş peşe sormaya başladı.. "Adı ne? Kaç kilo? İlk defa mı havale geçiriyor?" Hepsine cevap verdim. Havale sırasında duşa soktuk ve Diazem vardı evde, onu yaptık dedim. Adam şaşırdı.. "Sağlıkçı mısınız siz?" dedi... "Hayır, oğlum da geçirmişti havale, o yüzden tedbir için bulunduruyorduk" dedim.. 
Arabayı park edince Can geldi.. Onu öyle hiç görmemiştim.. Perişandı.. Gözleri kan çanağı gibi olmuş, yalın ayak, çorap bile yok ayağında, üstünde ıslak bir tshirt.. 
Ben.. Ayağımda pembe ev terliklerim, bir tayt, askılı bir atlet ve sırılsıklam bir tshirt.. 
Hava soğuk ama üşümek mümkün değil... 

Acildeki doktor "9 Eylül'e sevk edelim" dedi.. Can'a dedim "sen eve gidiver, Ece'ye çanta, bana kuru kıyafet, benim çantamı ve telefonumu al, oradan direk hastaneye gelirsin". Ece'nin de daha iyi olduğunu görünce biraz daha rahatlayıp eve gitti.. 
Bütün bu olanlar sırasında Cem neredeydi? Ne yaptı? Ben Cem'i görmedim.. Ece'ye duş aldırırken o da banyoda dehşet içinde olanları izliyormuş.. Babası eve gelince hemen Ece'yi sormuş.. "Ece çok hasta oldu, iyileştirip geleceğiz, sen ablanı üzme, hemen uyu" demiş.. O da "tamam babacım" demiş.. 

Bu arada biz de gelen ambulansla 9 Eylül Çocuk Acile gittik.. Hastaneden Ece'yi sarmamız için bir çarşaf verdiler..Çocuk çırılçıplaktı. Ambulanstaki doktorlar çok iyiydiler.. Çok anlayışlıydılar.. Beni sedyeye oturtup Ece'yi kucağıma verdiler, öyle bağladılar.. Tshirtümü de çıkardım bu arada çünkü sırılsıklamdı.. 
Yolda bir ton soru sordum.. 38 dereceyle havale geçirir mi çocuk? Kafamda dönüp dolaşan tek soru buydu..
Havale geçireceğini öngörmek mümkün mü? Havale sırasında ne yapılabilir? 

Gece hastanede kaldık.. İki kere daha damar yolu açıldı.. Birinde hareket ettirdiği için iğne damardan çıkmış, ilaç deri altına gitmiş, çocuğun kolu şişti.. Neyse ki çabuk fark ettik, çok sorun olmadı.. Serumla beraber hastalığın tedavisi için de antibiyotiğe başlandı..
Ertsi gün öğlene doğru eve döndük..  Cemik kardeşini görünce "hoşgeldin Ece, seni çok seviyorum Ece" deyip sarıldı, öptü.. Kıyamam...
Eve gelip yatağa yatabildiğimde tam 29 saattir ayaktaydım.. 12,5 kiloluk ördeğimi sallamaktan, koridorda dolaştırmaktan kollarım et kesmiş...Çocuklarla beraber ben de 3 saat uyudum..

9 Eylül'ün çocuk acili kelimenin tam anlamıyla muhteşem.. Pırıl pırıl.. Ben hayatımda bu kadar temiz tuvalet görmedim mesela.. Doktorlar anlayışlı, sabırlı.. Hemşireler ilgili, sevecen.. 

Bu arada kafamdaki soruların tamamına da cevap buldum.. Çocuğun havale geçireceğini öngörmek mümküm değil.. Havalenin direkt ateşle alakası yok.. Yani ateşle alakası var ama bu demek değil ki siz 40 dereceyi ölçünce olacak.. Ben 38,1 gördüm ve çocuk havale geçirdi diye düşünüyordum.. Ama aslında öyle değil.. Muhtemelen Ece'nin ateşi çok daha yüksekti havale sırasında.. Zaten havale de ateşin pik yapıp aniden yükselmesiyle oluyormuş.. Tabii bu anlattıklarım hafif havaleler için geçerli.. Allah korusun, epilepsi, sara ya da MS hastalarında herşey çok daha farklı oluyormuş..
Havale sırasında aldırılan yanlış duş çocuğa zarar verebilirmiş.. Yani bilinç yerinde olmadığı için su çocuğun ciğerine kaçabilirmiş. Havale sırasında yapılan Diazem havalenin şiddetini ve süresini iyi yönde etkilermiş ama direk olarak havaleyi sonlandırmazmış. Yapılabilecek en iyi şey, bebeği yan yatırıp, kafasını çarpmamasını sağlamak ve beklemekmiş.. Ama bence böyle bir durumda sakince beklemek imkansız.. Yan yatırmak dilin boğaza kaçmasını engellemek açısından önemliymiş.. Havale geçince hastaneye gidilmeliymiş. 

Gelelim bu deneyimimin tavsiyesine: Havale çocuklarda 5 yaşına kadar ihtimaller dahilinde.. Ama yüzde 90 aileden gelen bir şeymiş.. İki taraftan birinin geçmişinde havale varsa çok daha dikkatli olun, ama psikopat da olmayın.. Bu işin kaçarı yok.. Olacaksa oluyor..

Bu arada sigarayı bıraktık.. 1 Ocak'tan beri içmiyoruz. Yeni yılla beraber bize zarar veren her şeyden kurtulmaya karar verdik.. Fazla kilolardan kurtulduk, sigaradan kurtulduk.. 
Bu sıkıntı ve üzüntüde bile canımız sigara istemedi.. Nikotin sakızı yeterli geldi. Ama şu da bir gerçek ki yaşanan üzüntü senelerdir içtiğimiz sigaradan çok daha fazla zarar verdi bize.. Midem kasıldı, kanım çekildi, zamansız adet gördüm.. Bütün dengem bozuldu.. Ömrümün kısaldığını hissettim...
Cem havale geçirdiğinde bi 10 sene gitmişti ömrümden.. Şimdi ettik eksi 20...

Allah kimseye böyle bir korku yaşatmasın.. Bizim için de bu son olsun..
Herkesin bebeği hep sağlıklı olsun..

28 Haziran 2012 Perşembe

Bilmekte Fayda Var -Havale-

Bu hafta Pazartesi hayatımın en zor gününü yaşadım.. Ve anladım ki çocuk sahibi bir anne ve ya babanın her konu hakkında bilgi sahibi olması gerekir.. Bu yazıyı da o yüzden yazıyorum.. Allah yaşatmasın ama herkesin aklının bir köşesinde bulunsun..
...
Pazartesi sabahı Cem'i yatağından kaldırdığımda keyfi yerindeydi ama bir sıcaklık hissettim.. Ateşini ölçtüm 38 dereceydi.. Pazar günü Çeşme'ye denize gittiğimiz için orada üşütmüş olabileceğimizi düşündük.. Kahvaltısını ettirir ettirmez hemen Calpol verdim (ateş düşürücü). Ama ateşi tam olarak düşmedi.. Saat 11 gibi ateşi 38,5 olunca doktorunu aradım, bir ölçek daha vermemi, serin duş da aldırmamı söyledi.  Ondan sonra Cem çok halsizleşti, aşırı uykusu geldiğinde yaptığı gibi hareket etmeye başladı.. Başını bir yerlere dayıyor ya da yere uzanıyordu... İki lokma bir şey yedirip öğlen uykusuna yatırayım diye düşündüm, bir şey yemek istemedi.. Hiç ısrar etmeden sandalyesinden kaldırdım.. O sırada aşırı sıcak geldi teni, halbuki sandalyesine oturturken o kadar da sıcak değildi.. Hemen ateşini ölçtüm 39,5 du.. 

O sırada ilk önce ateş düşürücü fitil yapmam gerekirdi ama aklıma bile gelmedi.. Kocci'yi arayıp "yavaş yavaş gel istersen Cem'in ateşi 39,5'a çıktı" dedim, o da hemen yola çıkmış.. Bu arada bizim ev ve Kocci'nin işi arasında 45 dakikalık bir mesafe var, şehir dışında bir sitede oturuyoruz. Hemen telefonu kapatır kapatmaz annem aradı "bu öğlen istersen şunu yedir" falan bir şeyler diyordu, ben de "anne kapat şimdi, Cem'in ateşi çok yükseldi duş aldıracağım" dedim ve kapattım.. Çarçabuk soydum çocuğu hemen serince duşu ayarladım soktum altına.. Tabii bu arada çocuk ağlamaya, suya direnmeye başladı.. 
Yarım dakika olmamıştır bıraktı birden kendini.. "Hah pes etti herhalde" dememle çocuğun gözleri döndü ve kollarıyla bacakları kasılmaya başladı.. Sanki şoka girmişti.. Çok kötü birşey oluyordu.. O anki korkumu anlatamam herhalde.. Hemen kucakladım ve deli gibi bağırmaya başladım.. Aklıma annemin anlattığı bir hikaye gelmişti.. 

Hikayede çocukluk arkadaşım bebekken, annesine inat edip kendini arka üstü atıyor ve kafasını çarpıyor, gözler gidiyor çocuğun -ki bu bilinç kaybının kanıtıymış- kadıncağız deliler gibi bağırmaya başlıyor.. Yalnız olduğu için arabasına atlayıp hastaneye sürüyor ama bir yandan da can havli ve korkuyla bağırmaya devam ediyor.. Hastanedeki doktor ilk müdahalenin arkasından "iyi ki öyle bağırmışsınız, çocuk sizin sesinizi duyduğu için kendini tam olarak bırakmamış ve komaya girmemiş" diyor.. 

İşte o an ilk aklıma gelen bu hikaye oldu.. Çünkü ne olduğunu anlayamamıştım.. Önce Cem'e bağırmaya başladım "kendine gel, Cem!" diye, sonra hemen dışarı fırladım ve komşulara bağırdım.. "yardım edin, Cem'e bişey oldu, kurtarın, yetişin!" Şu an bile o sesin benden nasıl çıktığına inanamıyorum.. Hala boğazım ağrıyor.. Bütün siteye sesimi duyurduğuma eminim. Sonra hemen içeri girdim, Kocci'yi aradım, meşguldü. Annemi aradım açtı ama o sırada ben telefona konuşamıyordum bile.. "Anne bişey yap, ambulans çağır Cem ölüyor" diye bağırdığımı hatırlıyorum.. Sonra telefonum çaldı Kocci arıyordu.. "N'olur çabuk gel" gibi bir şeyler dediğimi hatırlıyorum..

Bu anlattıklarım taş çatlasın 45 saniyede olan şeyler.. Sonra hemen arabanın anahtarını kapıp dışarıya fırladım.. Cem kucağımda çırılçıplak, evin sokak merdivenlerinden koşmaya başladım.. O sırada komşular yetişti, "Ne olur hastaneye götürün bizi" dedim.. Hemen komşularımızdan biri arabanın anahtarını kaptı, yola çıktık.. 
Bu arada Cem normale dönmüş, biraz ağlamış ve uykuya dalmıştı.. O sırada ben de dünyaya geri döndüğümü hissettim. Yaşıyordu, uyuyordu.. Nefesini dinledim.. Seferihisar Devlet Hastanesi'ne vardığımızda -eve 10km kadar uzaklıkta- artık iyice sakinleşmiştim.. Bu arada yoldayken Cem'in doktorunu aradım, durumu söyledim.. Kocci'yi aradım, çocuk iyi yavaş gel" dedim. Sanırım en çok korkuttuğum kişi olan annemi aradım Cem iyi, hastaneye gidiyoruz dedim.. 

Acilden girdik, hastaneye girer girmez Cem uyandı ve huzursuzlanıp ağlamaya başladı.. Hemen ateş düşürücü iğne yapıldı.. Durumu anlatınca doktor "havele geçirmiş" dedi.. Ne kadar sürdüğünü falan sordu.. Sonra makattan Diazem yaptırdılar bana, bu ilaç tekrar havale geçirmemesi içinmiş.. Hemen arkasından da damar yolu açtılar, serum vermeye başladılar.. 
...
Çocuk havale geçirmiş.. Ama ben havalenin ne olduğunu gerçekten bilmiyormuşum.. Bilseymişim daha soğuk kanlı olabilirmişim.. Benim zannettiğim havale 40, 41 derece ateşti.. Yani çok yüksek ateşin adı havaleydi..  Esas vurgulamak istediğim konu havale, insan neler olduğunu az çok tahmin etse her şey çok daha iyi olabilir.. Eğer ben Cem'in yaşadığı şeyin havale olabileceğini tahmin edebilseydim herhalde daha az panik olabilirdim.. O anki korkuyla kendimi kaybetmediğime şükrediyorum.. Bir an için "herşey bitti, oturup ağlayayım" diye düşündüğümü hatırlıyorum.. Şimdi buzdolabımızda Diazem var gerçekten gerekli olduğunda kullanabilmem için.. (Dikkatli kullanılması gereken bir ilaç) Ama inşallah bir daha asla gerekmeyecek.. 
Bütün bunları anlattıktan sonra annelerden bir sonraki doktor ziyaretlerinde bu konuyla ilgili bilgi almalarını rica ediyorum.. Çünkü bilgili olmak birçok şeyi daha kolay hale getiriyor.. 
...
O gece hastanede kaldık, uzun süre ateşi tam olarak düşmedi Cem'in.. Sabaha karşı düşünce ve öğlene kadar çıkmayınca da taburcu ettiler.. Eve geldik, çocuğun ateşi yine 38 oldu.. Bu arada Cem'in vücudunda hafif döküntüler de başlamıştı.. Atladık kendi doktorumuza gittik.. Adam muayene ettikten sonra "el, ayak, ağız sendromu bu" dedi.. Hastalığın adı çok yabancı olmasına rağmen hemen tanıdım çünkü instagram'daki birçok arkadaşımızın çocuğu da aynı hastalığı geçiriyordu.. Meğersem salgın varmış.. Yüksek ateşle başlayan bir çocuk hastalığıymış.. 3-4 günlük kuluçka sürecinden sonra yüksek ateş ve arkasından su çiçeğindeki gibi döküntülerle devam edermiş.. Bir haftaya kadar da geçermiş.. 

Özellikle 2 haftadır aşırı sıcaklar yüzünden bahçeye bile doğru düzgün çıkarmadığım Cemik nasıl kaptı bilmiyoruz.. Havadan bile bulaşabiliyormuş sanırım.. Aşırı derecede salgın durumunda.. Şu ara çocuğu ateşlenen annelerin aklında olsun.. 
Ateşi düşük tuttuktan sonra korkulacak bir hastalık değilmiş, birçok çocuk hastalığında olduğu gibi bunun da bir ilacı yok.. Tek ilacı ateş düşürücü ve sabır, sevgi.. Dün iyice su toplayan döküntüler bugün biraz kaşıntı yapmaya başladı ama yine de yerinde durdurmayacak kadar kötü kaşıntılar değil.. 2 gündürse çok şükür ateşi çıkmadı.. Bundan sonra hızla döküntüler de geçecek ve Cemik eski sağlığına kavuşacak..
..
Şimdi her gece iki kere şükrediyorum oğlum iyi olduğu için ve dua ediyorum Allah o anı aklımdan silsin diye.. Çünkü her aklıma geldiğinde göz yaşlarımı tutamıyorum.. Allah kimseye böyle bir korku yaşatmasın. Herkesin bebeği hep sağlıklı olsun.. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ibibikler

10 Kasım (2) 118 (1) 19 Mayıs (1) 2012 (1) 2013 (1) 23 Nisan (1) Abur Cubur (1) Adım Adım Paris (15) ağaç (1) aile (1) Alaçatı (1) Alış-Veriş (1) Alsancak (1) Amatör Radio (4) Ameliyat (1) Amsterdam (1) Amsterdam Gezisi (1) Anı (1) Anne (2) Anneannem (1) Anneler Günü (2) Anten (1) Asburger (1) Askeri Müze (1) Atatürk (4) Ayakkabılık (2) Baba (1) Baby Shower (1) Bağlama (1) Bahçe (11) balık (1) Barbie (1) Bastille (1) Bayram (6) Bebek (8) Bebek şekeri (2) Bere (1) best seller (1) beyne format (1) biberon (1) biberon kurutma (1) Bilmece (1) Bir Nevi Gastronomi Gezisi (1) Biri ADSL (1) Bit Pazarı (1) Biten kitap (1) Bitki (1) blogger kota (1) boyamak (1) Böcek (1) BTT (1) Bulb (2) Bumerang (1) cağ (1) Canavar (2) canon (2) Cem (18) Cemik (41) Cemik Ve Hayatın Zorlukları (2) Chatelet (1) Châtelet (1) Contest (2) cüzdan (1) çağ (1) Çamur (1) çanta (2) Çekiliş (10) Çekiliş Sonucu (3) Çeşme (12) Çeviri (1) Çeviri hataları (1) Çiçek (3) Çiğ Börek (1) çikolata (1) Çocuk (6) çocuk zaptetmek (1) Çocukluk (6) Dekor (9) Denedim (1) Deprem (1) DIY (7) Dikiş (2) Dilek (1) Dinozor (1) Diş (1) Diş Buğdayı (3) Diş Kurabiyesi (1) Diş pastası (1) Diş Sağlığı (1) Diyet (1) Doğal Yaşam (15) Doğumgünü (13) Doğumgünü Teması (5) Dolandırıcılık (1) Dolunay (1) Dost (6) Dükkan Vukuatları (1) Dünya Tiyatrolar Günü (1) E-Bay (1) Ecey (6) Ecey ve hayatın zorlukları (1) Eiffel kulesi (1) Ekmek (1) El Ayak Ağız Senromu (1) El emeği (13) El işi (16) el yapımı (3) Elfony Mutfakta (2) Elmo (1) emdr (1) en son ben duyarım zaten (1) Enstruman (1) escargot (1) Eskici Elfony (3) Esnaf Lokantası (1) eşeğimi kaybedip buldum (1) etamin (1) ev işi (1) Ev Yemeği (1) Evlilik Yıl Dönümü (1) fast food (1) Festival (1) Flypgs (1) fotoğraf çekimi (1) fox (1) Gare de Lyon (1) Gezi (10) Gıda Çarşısı (1) Gidelim Gömelim (19) Giritli (2) Gitar (1) gülgün sharafat (1) Günaydın (1) Günlük (4) hafta özeti (69) Ham Radio (1) Hamilelik (2) Hastalık (4) Hatıra (22) Havale (2) Hayal (1) hayatın zorlukları (1) Hayvanlar alemi (2) Hediye (9) Hekimköy (21) hhandesign (1) Hıdrellez (1) hikaye (1) Hobi (4) Huzur (1) ıldırı (1) içimdeki çocuk (1) ikbush (3) ilaç (1) ilk adımlar (1) ilkler (1) instagram (73) istanbul üniversitesi (1) isyan (3) İştahsızlık (1) iyi ki saklamışlar (4) izmir (2) Kabak (1) kabızlık (1) Kabus (1) Kadın (1) Kadınlar Günü (1) Kağıt Çiçek (1) Kağıt Ponpon (2) Kanaviçe (2) kar (2) Karatahta (2) kardeş (2) Karşıyaka (2) kaynar (1) Kebap (4) Kedi (2) Kek (2) Keman (1) kış (2) Kız (2) Kilo vermek (1) kitap (4) Kocci (7) kuaför (1) Kukla (1) Kurabiye (3) Kusmak (1) Kuytu Restaurant (1) kuzen (1) Kuzenler (1) Lal (1) Lale (1) Lazımlık (1) Le Vieux Belleville (1) liman restaurant (1) loğusa (1) Lokanta (3) Louvre (1) Mahfel (1) Mangal (2) Marmelat (1) Masal (1) Mendil Bebek (1) Meyve (1) Midye (2) Mikrodalga (1) Mizithropides (1) Moda (2) Mum (1) Mutfak (12) Müze (2) Nar (1) Naz (2) Notre Dame (1) Oje (1) Oklava Modeli (1) organik (2) Ot Festivali (1) Oyun (2) Oyuncak (3) Öğretmenler Günü (1) Öğretmenlik (1) Örgü (4) Örgü Modeli (1) Özel Gün (2) Özür (1) Pamuk Helva (1) panjur (1) Paris (13) Paris Gezisi (12) Parti (2) pasta (2) Patlamış Mısır (1) Pegasus Hava Yolları (1) Pelur Kağıt (1) Pembe (2) pembe panjurlu ev (1) Pigale (1) Pilor Stenozu (1) pinterest (1) Pisuar (1) Piyano (1) Pizza (1) Portatif (1) Pratik Tarifler (3) psikolojik tedavi (1) Rakı Balık (1) Ravioli (2) renk (1) Renkler (1) Restoran (10) Rezalet (1) roman (1) Sacre Coeur (1) saç traşı (1) Sağlık (1) Saklamak (2) Salgın (1) salyangoz (1) Seramik (1) Sevgililer Günü (1) Silinen Fotoğrafın Kurtarılması (1) soğuk (1) Spor (1) Sugato (2) Süleymancık (1) Süt (1) Süt Aknesi (1) Şeker Bayramı (1) Şifa (2) şişe kesmek (1) TA3GO (2) TA3YE (3) tatlı (1) Tavuk suyu (1) TC3EC (3) tedavi (1) Terör (1) tığ (1) Tiyatro (2) Topiary (1) Topuklu (1) Torbalı (1) Tuvalet (3) Tuvalet Eğitimi (2) Unlu Mamul (1) Urla (2) Usta (1) uyku (2) uyku arkadaşı (1) Uyku Düzeni (3) uyku eğitimi (2) uyku rutini (1) Vazgeçemediklerim (1) Vefaat (1) Venedik Pizza (1) Veri Kurtarma (1) video (2) Vine (1) Wurst (1) yağmur (1) Yalan (1) yardım (1) yasak (1) Yaş günü hazırlığı (1) yaz (1) Yaz Yemeği (1) yazlık kışlık (1) Yemek (40) Yeniden Başlıyorum (1) Yeniyıl (7) Yılbaşı (7) Yılmaz İpek Saz Sarayı (1) Yoğurt (1) Zafer (1) Zeytin (3)