Paris Gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paris Gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

Adım Adım Paris VOL 15 - Bisikletli Protesto

Bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Paris'te de bisiklet kullananların sayısı çokça.. Taşıtlarla alakalı yazdığım Paris yazısında bahsettiğim gibi maalesef bazı kötü niyetli insanlar, başkalarının bisikletlerine zarar veriyorlar..


Biz oradayken bu konuyla ilgili bisikletli bir grubun protestosuna denk gelmiştik..
İnsanların protesto biçimlerini de paylaşayım dedim..
Videoda önce ne söylendiğini anlayamıyoruz, ki başta zaten farklı bir şey söylüyorlar.. Daha sonra "Paris à vélo" da dendiğini duyuyoruz.. Kocci bunu komik bir şekilde çeviriyor Türkçeye :)) Ama aslında Paris'te bisiklet kullanılmasıyla ilgili bir slogan bu.. Yani "yürüyerek Paris" der gibi "bisikletle Paris" diyorlar.. Tam nasıl çevrilir bilemediğimden böyle anlatayım dedim.. 
Daha sonra yine geçenlerden biri "bisikletleri kırmayı bırakın" diyor.. O zaman durumu anlıyoruz.. Paris'ilerin sokağa kilitledikleri bisikletlerine zarar verenlerden sıtkı sıyrılmış.. 


Destekliyoruz.. :)
Ayrıca bizim memleketimizin de bisiklet kullanıma uygun hale gelmesini diliyoruz.. 

5 Şubat 2013 Salı

Adım Adım Paris VOL 14 - Paris'te Tiyatro - La Vie Parisienne


Paris'e gidip de tiyatroya gitmemek olmazdı..
Ha elimizden tutup da Nicolas bizi tiyatroya götürmeseydi gitmezdik herhalde ama iyi ki de gitmişiz..

Biletleri çok önceden almış bizim için.. Nicolas, Ayla ve Kocci'yle Ben olmak üzere 4 kişi gittik..
Oyunun adı "La Vie Parisienne". 
Bir kişilik koltuk ücreti 31,80 €. Nicolas'ya tekrar teşekkür ederiz..
Tiyatro küçük bir tiyatroydu..

İşte bu kadarcık :)
Yanımda oturan Madame bir miktar rahatsız bir insandı.. Oyun boyunca tacizine maruz kaldım :)
Elbette fotoğraf çekmek yasaktı.. 

Ama ben turisttim sonuçta, bu yasağı anlamamış olabilirim di mi? :))
Oyunun sonuna doğru bir poz çektim hatıra olsun diye..
Oyun bir müzikaldi..
Ama ben hayatımda böyle bir müzikal izlemedim.. Oyuncuların her parmağında ayrı bir marifet vardı..
Normal olarak oyunculukları on numaraydı.. Buna ek olarak muhteşem sesleri vardı.. Hadi bu da normal diyelim.. Ama oyundaki bütün müzikleri de kendileri yaptılar.. İşte bu eşine zor rastlanır bir durum.. Ben Türkiye'de böyle bir şey hiç duymadım.. Üstelik de çaldıkları enstrumanlar öyle basit şeyler de değildi.. Çello, trompet, piyano, arp, gitar, keman.. Ve hatırlayamadıklarım.. 
Üstelik her biri sadece bir tane değil, bir kaçar tanesini çalabiliyordu.. 
.
Oyunun dili de oldukça basitti.. Elbette kaçırdıklarımız vardır ama esprilerin çoğunu anladık ve oyunu hep bir tebessümle izledik..

Gelelim kültür farklılıklarına.. 
Oyun 2 saatlik bir oyundu.. 1. saatin sonunda "ülen ara ne zaman verecekler?" beklentisi basmaya başladı.. 6 aylık hamiş olarak bir yürüme ihtiyacı doğmuştu bana.. Ama yooohhh!!! Fransa'da ne tiyatroda ne de sinemada antrakt yok.. İhtiyaçlarınızı ona göre ayarlayın yani :)

Başka bir kültür farkı da alkış konusu.. 
Valla bana oyun biter bitmez ayağa fırlayıp ayakta alkışlama isteği geldi ama yok anacım, bu Fransızlar sanatçıya değer veriyorlar ama pek şımartmıyorlar.. :) Kimse ayağa kalkmayınca ben de dizginledim kendimi.. Oturduğum yerden alkışladım..
.
İşte böyle.. Zaman ayırabilirim, az buçuk da Fransızca anlarım diyorsanız bir kere de tiyatroya gidin derim ;)



13 Ocak 2013 Pazar

Adım Adım Paris VOL 13 - Musée de L'Armée

Paris'i köşe bucak gezmeye devam ediyoruz..
Bu sefer, Paris'e gelmeden programımıza aldığımız Musée de L'Armée yani askeri müzedeyiz.. Aynı zamanda Napoléon'un (Napolyon) da mezarı da burada bulunuyor.. 
Gezmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz, gerçekten çok güzel bir müze..
1871 le 1945 arası Fransız askeriyesinin tarihiyle ilgili her şey var bu müzede.. 
Şöyle bol fotoğraflı bir yazı hazırladım, hazırladım ama yüzlerce fotoğrafın arasından bu karelerle yetinmek çok zor oldu.. :) Artık siz düşünün karelenesi ne kadar çok şey varmış.. 

Daha biletleri aldığımız alanda bu minik heykeller karşılıyor insanı.. Bu fuayede bile insan dakikalarını harcıyor..

Bu arkadaş da Napoléon.. 

Biz müzeyi gezerken avluda askerler yürüyüş yapıyorlardı.. Hatta bir ara askeri bando da çaldı ama biz avluya inene kadar bitmişti müzik..

O dönem kullanılmış olan başlıklardan sadece bazıları.. 

Kostümlerin de tamamı orjinaldi.. O kadar çok fotoğraf çekmişim ki.. Elemek çok zor olacaktı, ben de rast gele bu fotoğrafı seçtim :)

Savaş zamanında kullanılan çatal bıçak ve bazı başka aksesuarlar.. 

Araya zaman girince detayları unutuyor insan, keşke yazıların da fotoğraflarını çekseymişim diyorum şimdi ama o zaman da belli bir GB kotam vardı :) Bu da bir tahtırevan. Ama kimi taşımışlar, tam olarak ne zaman kullanmışlar hatırlayamıyorum.. 

Alman, İtalyan ve Avusturya Macaristan askerlerinin kostümlerinden.. 

Toplar ve tüfeklerden de bolca örnek vardı.. Bu top 1916 model ve 37 mm.lik.

Adamlar o kadar güzel hazırlamışlar ki müzeyi, o dönemden kalma dolduruluş bir at bile vardı...
Şaka le şaka :)) O kadar da değil.. 
Ama o dönemden kalan aksesuarları tam olarak, yerli yerinde sergileyebilmek için genelde mankenler kullanılmıştı.. 

Bir Nazi subayının kıyafeti.. Tam hatırlamıyorum ama Hitler'in bile olabilir çünkü Hitler için özel bir bölüm vardı müzede.. 

Charles de Gaulle'ün 1940'da radyo aracılığıyla eli silah tutabilen herkesi askerliğe çağırdığı konuşmasını yaparken kullandığı mikrofon.. Bu çağrı Fransız tarihinde çok önemlidir çünkü Fransa'nın Nazi'ler tarafından işgal edilişine karşı çıkarak "Özgür Fransa" için bir araya gelişini simgeler.. 

Hava kuvvetlerinde bayanların kullandığı kostüm..

Bu panzer de Renault marka.. Yani olabildiğine Fransız malı..

Müzenin merdivenlerine asılmış bir istatistik.. 
İkici dünya savaşı sırasında hayatını kaybedenlerin bilançosu.. 
Toplamda yaklaşık 50 milyon insan hayatını kaybetmiş..
.
Bu bilgiye de merdivenlerde ulaştıktan sonra Napoléon'un mezarının bulunduğu alana gidiyoruz.. Bu alanı gezmek için müze ücretine ek bir ücret daha ödemiştik sanırım.. O yüzden başta aldığınız biletlerinizi kaybetmeyin, daha sonra tekrar görmek isteyecekler.. 

Napoléon'un anıt mezarı.. 
Bu alanda çok da fazla gezecek bi şey yok.. Bonaparte'ın ruhuna bir fatiha okuyup gezimize devam ediyoruz :D

Savaş döneminde kullanılmış zırhların bulunduğu bölüme geliyoruz.. Hepsi de ayrı güzeldi ama bazıları çok dikkat çekiciydi..
1610-43 yılları arasında Fransa Kralı olan XIII. Louis'a ait.. 9 yaşında tahta çıkan bir kral olduğu için zırhı da onun boyutlarına göreymiş..

Bu kafa koruyucu zırhın gülümseyen ifadesine,

Bunun da üzerindeki işçiliğe hayran kalmıştım..

Ve müzenin en şaşaalı parçaları.. Elbette Osmanlı'nın silahları :)
Müzeye noktayı bu taşlarla süslenmiş barutluk ve tüfeklerle son veriyorum.. Osmanlı'ya ayrılmış özel bir oda vardı fakat oda o kadar karanlıktı ki fotoğrafların net çıkabilmesi için tripod lazımdı.. Diğer fotoğraflar maalesef çok bulanık, bunu net çekebildiğime şükrediyorum.. Devamında camdaki yansımadan da anlayabileceğiniz gibi kılıçlar da vardı.. 
.
Eh kalanını gidip de görün artık...

28 Aralık 2012 Cuma

Adım Adım Paris VOL 12 - Taşıtlar

Paris aslında çok çok büyük bir şehir değil..
İnsan bir çok yere yürüyerek gidebiliyor ama o kadar toplu ya da tekil taşıma var ki insanın yürüyesi gelmez..
 Tabi ki dillere destan metrosu toplu taşımada ilk sırada.. Mantığını çözdükten sonra kullanılacak tek vesait metro olabilir.. Tabi onlarca basamak çıkacak kuvvetiniz ve...
metroyu beklerken direği idrar kokusundan kırılmayacak kadar kuvvetli bir burnunuz varsa.. :)
İkinci sırada belki otobüs geliyordur ama arşivde bir fotoğraf bulamadım.. Arada denk geldiyse ve gözümden kaçırdıysam daha sonra eklerim...
Nicolas'nın dediğine göre otobüsleri sadece Türkler kullanıyormuş Paris'te.. :)
Otobüsleri atlarsak ikinci sırada bisikletler geliyor..
Bunlar kiralanabilen bisikletler.. Belli bir aidat karşılığında kullanılabiliyor.. Bir semtten alıp başka bir semtteki istasyona bırakabiliyorsunuz.. Yani bisikleti ilk aldığınız yere götürmeniz şart değil.. Bence çok çok güzel bir hizmet.. 
Şimdilerde İzmir'de de buna benzer bir uygulama varmış..

Paris'te çok fazla insan bisikleti tercih ediyor çünkü yollar buna müsait.. Hatta takım elbiseli adamları bile görebilirsiniz.. Bu fotoğraftakiler günlük işleri için bisiklete binen Parisliler değil tabi :) O kadar da değil yani.. Bunlar sanırım bir protesto için grup halinde seyrediyorlardı.. 
Bisiklet iki çocuklu bir baba için güzel bir çocuk taşıtı da olabiliyormuş... Bayılmıştım bu fikre.. :)
Küçük önde, büyük arkada beni de bu pozisyonda görebilirsiniz belki yakında..
"Herkes bisikletini yollara güvenle bağlayabiliyor" diyebilmek isterdim ama sanırım bu kareden sonra bana kimse inanmaz :) Uzun süreli park edilen bisikletlere pek iyi davranmıyorlar.. Bu arada tek tekerleği sökülmüş ya da bunun gibi sadece tekerlek bırakılıp kadrosunun yürütüldüğü örnekleri de çok gördük.. 
Motosiklet de oldukça yaygın kullanılan taşıtlardan.. Bisiklet kadar olmasa da motosiklete de bolca rastlanabiliyor yollarda.. 
Şurada ışıldayarak giden siyah otobüs bir discobus.. (Tamam bu lafı şu an uydurdum ama doğru olma ihtimali çok yüksek) Kendisi bir yürüyen disko.. İçerisinde bayağı yüksek volumde cıstak cıstak müzik eşliğinde dans eden insanları gördük gözlerimizle.. Başkası anlatsa "yoh artık!" derdim.. Ama gerçek.. 
Tabi bu da bir seçenek :)
Paris'te mini bir bisiklet turu attırabilirler size.. Merak edip fiyatını soracaktım ama ben yanına gidene kadar bir çifti alıp gezdirmeye başlamıştı adam.. Demek rağbet görüyor.. 
Bunlar da şarjlı arabaları.. Aynen demin bahsettiğim bisikletler gibi.. 
Yine belli bir aidat karşılığında, lazım olduğu an kullanabileceğiniz minnak bir arabanız oluyor elinizin altında.. 
Yanlış hatırlamıyorsam senelik 300€ gibi bir ücret ödeniyormuş, sonrasında da yaktığınız elektrik kadarını ödüyormuşsunuz.. Her gün araba kullanmak zorunda olmayan, haftada bir kaç kere markete ya da gezmeye çıkanlar için ideal.. Normal bir arabaya verilecek para, amortismanı, vergisi, benzini, sigortası derken sık araba kullanmayan için daha akıllıca bir sistem olamaz bence..
Ha ben arabaya binmek istemiyorum derseniz Paris tuktukları imdadınıza yetişiyor.. Paris'te Hindistan esintisi de değişik bir fantezi olabilir :)
"Tuktuk, araba, bisiklet... Ne kadar banal!" diyorsanız da.. Buyrun efenim 10 dakikası 89€ dan Lamborghini
ya da Ferrari de verebiliriz :)

14 Kasım 2012 Çarşamba

Adım Adım Paris VOL 10 - Léon De Bruxelles

Sanmayın ki sadece Türkiye'de gidip yemekleri gömüyoruz.. 
Elbette ki Paris'te de Gittik Gömdük :) Hem de hemen hemen önümüze gelen her durakta, hem de acıkmayı beklemeden..
 Burası zincir restaurantlardan biri.. Yarı Fransız yarı Türk yakın bir arkadaşımız "Mutlaka gidin yiyin" demişti.. Biz de gittik yedik.. Mekanımız Léon de Bruxelles.. 

Burası midyeci.. Evet sadece midye ve bir iki çeşit ara sıcak dışında çeşit yok..
Gördüğünüz garsonun tavsiyesi, kalamar pane.. Çok cırt çıktı.. :) Sevmedik.. 
Bu arada mekanın en büyük özelliklerinden biri de midyenin yanında patates kızartması vermeleri.. Ama önce yiyeceğiniz midyeyi seçmeniz gerekiyor.. 
Biz baktık baktık, bunca yıllık Fransızca eğitimimize rağmen menüdeki bin çeşit midyeden hiçbir şey anlamadık :) İşin içinden çıkamadık..

Mösyö le Garson'a sorduk.. Bunu yiyin dedi.. Tamam dedik.. Aslında bu gördüğünüz tencere bir kişilik porsiyon ama biz "höh! o kadar yiyemeyiz ki!" dedik, ikimiz için 1 porsiyon söyledik.. Mösyö le Garson da turist kıyağı yaparak -ki aslında kendisi de Paristeki diğer insanlar gibi Parisli değil, bir Hintliydi- bize iki kişilik patates kızartması getirdi.. 

Bol sulu, sarımsaklı, bol baharatlı bu bir tencere midyeyi çok bayılmasak da yedik.. Hem de tıklım tıklım lokantadaki diğer masalara hayretlerle baka baka.. Adamlar nasıl on parmak, hüplete şapırdata yiyorlardı anlatamam.. 
Midyelerin kabuklarını da gördüğünüz lacivert kovaya attık.. Usul öyleydi ama bakınız Kocci'nin önü kabuk dolu.. 
Amaaa... Yanımızdaki masanın siparişi biz siparişi vermeden önce gelseydii.. Her şey çok daha güzel olabilirdi.. Bir tencere baharatlı suda haşlanmış midye yerine üstünde kaşarla fırınlanmış midye yemiş olabilirdik.. :) Neyse artık başka zamana.. 
Hadi tamam, haklarını yemeyelim o kadar da kötü değildi, muhtemelen bizim damak tadımıza uymadı..
.
Bu arada daha önce gittiğimiz Münih gezisinde içtiğimiz biralar gibi farklı bira arayışına da girmiştik Paris'te..
Burada bir de Bruxelles birası deneyen Kocci'nin deneyimini sizinle paylaşmaktan gurur duyarım..


Cırttttt!!!!!!!
Gerçekten kötüydü..
Giderseniz midye yiyin ama Bruxelles birasını denemeyin bile derim :)

Haydi afiyet olsun.. 

19 Ekim 2012 Cuma

Adım Adım Paris VOL 8 - Louvre Müzesi

Paris gezisi postlarını boşladım boşlayalı iyice hevesim kaçtı.. Zaten adım adım kısmı da yalan olur bundan sonra, adımları unutmaya başladım çünkü.. :)

O yüzden ben de karışık kuruşuk devam ediyorum..

Paris'e gidip de Louvre müzesini gezmemek olmaz aslında.. Ben daha önce gittiğimde gezmiştim ama Kocci gezmemiş.. O yüzden bi gidelim dedik.. Tablodur, heykeldir her ne kadar muhteşem olsalar da pek bizim ilgi alanımıza girmediği için ve ben de Kocciyi iyi tanıdığımdan Louvre'dan çabuk sıkılacağını tahmin ettiğimden Louvre gezisini Pazar gününe denk getirdim.. Her ayın ilk Pazar günü Louvre'a giriş ücretsiz, biz bu durumu değerlendirdik; en az bir günün ayırılması gereken Louvre gezisini muhtemelen 1 saatle halledeceğimiz için ücretsiz girip çıkmak bize mantıklı oldu ;)

Nitekim o kadar bile sürmedi sanırım bizim turumuz :)) (Ayıp bize ama valla ben daha önce saatlerce gezmiştim). Fotoğrafta beni ve 6 aylık Ecey'i görüyorsunuz ;)

Herkesin anlayacağı açıklıkta bir uyarı hemen dikkat çekiyor içeriye girince.. Cüzdanlara dikkat! Kapkaçtır, cüzdan çarpmadır sadece Türkiye'de yok yani.. Aman dikkat!

Her ne kadar ilgi alanımız olmasa da -kendi adıma konuşayım- devasa büyüklükteki tablolar ve detayları büyüleyici.. Bu arada biz sadece Mona Lisa'yı görmek için Louvre'un o kanadına yürüdük.. Kocci "bi Mona Lisa'yı göreyim bari gelmişken" demişti..

İşte o meşhuurrr Mona Lisa... Miniminnacık bir tablo kendisi.. Bilmiyorum belki fazla gözümüz alışık olduğundan mıdır nedir bizi pek heyecanlandırmadı.. Aksine önündeki kalabalığı yarıp fotoğrafını çekmek bir eziyet olduğundan kendisini hoş hatıralarımın arasına alamayacağım :)) Ecey de karnımda baya bir strese girmişti..

Mona Lisa'nın en önemli özelliklerinden biri her açıan size bakıyormuş izlenimini vermesiymiş ya...

Aha bu bebe de her yerden bize bakıyordu...

Hatta bu arkadaş da...

Ve hatta bu kardeş de... :))) valla hepsinin de gözü her açıdan üzerimizdeydi.. Mona Lisa yanlarında az bile kalırdı hatta..

Tabi ki muhteşem mermer heykeller de vardı... Düz beyaz renkliler yine alışılmışken....

İki renk mermerden yapılma heykeller bence muhteşemdi... Üstündeki kıyafetinin detaylarına bayıldım.. Aksesuarlarıyla da uyumluydu.. Puanım 3 ! :P

 

İmza: Cemik'in uyku saatinde evde ses olsun diye açılan kanal D de "bana herşey yakışır"a maruz kalan anne..

 

Haydi herkese iyi gezmeler...

 

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ibibikler

10 Kasım (2) 118 (1) 19 Mayıs (1) 2012 (1) 2013 (1) 23 Nisan (1) Abur Cubur (1) Adım Adım Paris (15) ağaç (1) aile (1) Alaçatı (1) Alış-Veriş (1) Alsancak (1) Amatör Radio (4) Ameliyat (1) Amsterdam (1) Amsterdam Gezisi (1) Anı (1) Anne (2) Anneannem (1) Anneler Günü (2) Anten (1) Asburger (1) Askeri Müze (1) Atatürk (4) Ayakkabılık (2) Baba (1) Baby Shower (1) Bağlama (1) Bahçe (11) balık (1) Barbie (1) Bastille (1) Bayram (6) Bebek (8) Bebek şekeri (2) Bere (1) best seller (1) beyne format (1) biberon (1) biberon kurutma (1) Bilmece (1) Bir Nevi Gastronomi Gezisi (1) Biri ADSL (1) Bit Pazarı (1) Biten kitap (1) Bitki (1) blogger kota (1) boyamak (1) Böcek (1) BTT (1) Bulb (2) Bumerang (1) cağ (1) Canavar (2) canon (2) Cem (18) Cemik (41) Cemik Ve Hayatın Zorlukları (2) Chatelet (1) Châtelet (1) Contest (2) cüzdan (1) çağ (1) Çamur (1) çanta (2) Çekiliş (10) Çekiliş Sonucu (3) Çeşme (12) Çeviri (1) Çeviri hataları (1) Çiçek (3) Çiğ Börek (1) çikolata (1) Çocuk (6) çocuk zaptetmek (1) Çocukluk (6) Dekor (9) Denedim (1) Deprem (1) DIY (7) Dikiş (2) Dilek (1) Dinozor (1) Diş (1) Diş Buğdayı (3) Diş Kurabiyesi (1) Diş pastası (1) Diş Sağlığı (1) Diyet (1) Doğal Yaşam (15) Doğumgünü (13) Doğumgünü Teması (5) Dolandırıcılık (1) Dolunay (1) Dost (6) Dükkan Vukuatları (1) Dünya Tiyatrolar Günü (1) E-Bay (1) Ecey (6) Ecey ve hayatın zorlukları (1) Eiffel kulesi (1) Ekmek (1) El Ayak Ağız Senromu (1) El emeği (13) El işi (16) el yapımı (3) Elfony Mutfakta (2) Elmo (1) emdr (1) en son ben duyarım zaten (1) Enstruman (1) escargot (1) Eskici Elfony (3) Esnaf Lokantası (1) eşeğimi kaybedip buldum (1) etamin (1) ev işi (1) Ev Yemeği (1) Evlilik Yıl Dönümü (1) fast food (1) Festival (1) Flypgs (1) fotoğraf çekimi (1) fox (1) Gare de Lyon (1) Gezi (10) Gıda Çarşısı (1) Gidelim Gömelim (19) Giritli (2) Gitar (1) gülgün sharafat (1) Günaydın (1) Günlük (4) hafta özeti (69) Ham Radio (1) Hamilelik (2) Hastalık (4) Hatıra (22) Havale (2) Hayal (1) hayatın zorlukları (1) Hayvanlar alemi (2) Hediye (9) Hekimköy (21) hhandesign (1) Hıdrellez (1) hikaye (1) Hobi (4) Huzur (1) ıldırı (1) içimdeki çocuk (1) ikbush (3) ilaç (1) ilk adımlar (1) ilkler (1) instagram (73) istanbul üniversitesi (1) isyan (3) İştahsızlık (1) iyi ki saklamışlar (4) izmir (2) Kabak (1) kabızlık (1) Kabus (1) Kadın (1) Kadınlar Günü (1) Kağıt Çiçek (1) Kağıt Ponpon (2) Kanaviçe (2) kar (2) Karatahta (2) kardeş (2) Karşıyaka (2) kaynar (1) Kebap (4) Kedi (2) Kek (2) Keman (1) kış (2) Kız (2) Kilo vermek (1) kitap (4) Kocci (7) kuaför (1) Kukla (1) Kurabiye (3) Kusmak (1) Kuytu Restaurant (1) kuzen (1) Kuzenler (1) Lal (1) Lale (1) Lazımlık (1) Le Vieux Belleville (1) liman restaurant (1) loğusa (1) Lokanta (3) Louvre (1) Mahfel (1) Mangal (2) Marmelat (1) Masal (1) Mendil Bebek (1) Meyve (1) Midye (2) Mikrodalga (1) Mizithropides (1) Moda (2) Mum (1) Mutfak (12) Müze (2) Nar (1) Naz (2) Notre Dame (1) Oje (1) Oklava Modeli (1) organik (2) Ot Festivali (1) Oyun (2) Oyuncak (3) Öğretmenler Günü (1) Öğretmenlik (1) Örgü (4) Örgü Modeli (1) Özel Gün (2) Özür (1) Pamuk Helva (1) panjur (1) Paris (13) Paris Gezisi (12) Parti (2) pasta (2) Patlamış Mısır (1) Pegasus Hava Yolları (1) Pelur Kağıt (1) Pembe (2) pembe panjurlu ev (1) Pigale (1) Pilor Stenozu (1) pinterest (1) Pisuar (1) Piyano (1) Pizza (1) Portatif (1) Pratik Tarifler (3) psikolojik tedavi (1) Rakı Balık (1) Ravioli (2) renk (1) Renkler (1) Restoran (10) Rezalet (1) roman (1) Sacre Coeur (1) saç traşı (1) Sağlık (1) Saklamak (2) Salgın (1) salyangoz (1) Seramik (1) Sevgililer Günü (1) Silinen Fotoğrafın Kurtarılması (1) soğuk (1) Spor (1) Sugato (2) Süleymancık (1) Süt (1) Süt Aknesi (1) Şeker Bayramı (1) Şifa (2) şişe kesmek (1) TA3GO (2) TA3YE (3) tatlı (1) Tavuk suyu (1) TC3EC (3) tedavi (1) Terör (1) tığ (1) Tiyatro (2) Topiary (1) Topuklu (1) Torbalı (1) Tuvalet (3) Tuvalet Eğitimi (2) Unlu Mamul (1) Urla (2) Usta (1) uyku (2) uyku arkadaşı (1) Uyku Düzeni (3) uyku eğitimi (2) uyku rutini (1) Vazgeçemediklerim (1) Vefaat (1) Venedik Pizza (1) Veri Kurtarma (1) video (2) Vine (1) Wurst (1) yağmur (1) Yalan (1) yardım (1) yasak (1) Yaş günü hazırlığı (1) yaz (1) Yaz Yemeği (1) yazlık kışlık (1) Yemek (40) Yeniden Başlıyorum (1) Yeniyıl (7) Yılbaşı (7) Yılmaz İpek Saz Sarayı (1) Yoğurt (1) Zafer (1) Zeytin (3)